Cuma, 18 Ocak 2013 16:03

Kuzeyde Stockholm'ün içinden bir gebişin yaşadıklarına bakmak ister misiniz?

Yazan Cerenimnoktakom
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Türkiye'den bambaşka bir sisteme sahip bir ülkede hamile olmak...

 

 

Hamileyim ve doktora ihtiyacım var!

Hamile kaldığımı on yedi hafta önce iki çizgiyi görerek fark ettim. Tabii ki istenen her hamilelik gibi ben de çok şaşırdım ve sevindim. Hemen doktora koşmak, her şeyin iyi olduğunu öğrenmek istiyordum. Arkadaşlarımın bana verdiği telefon numarasını aradım. Ve bana tam 2 ay sonraya randevu verdiler. Evet tam iki ay! Beynimde bir sürü soru işaretleri dönüyordu: “Acaba dış gebelik var mı? Acaba gerçekten hamile miyim?” Beklemem gerekiyordu.

Sistem şöyle; İsveç`te hamile kaldığınızda size bir ebe atanıyor. Evet ebe :) Ama bu konuda özel eğitim almış uzmanlar. Uzman ebe yani. Zamanı geldiğinde ebenizle buluşuyorsunuz ve dokuz ay boyunca size o danışmanlık yapıyor. 9 ayda toplam sadece üç kere ultrasona giriyorsunuz. Ultrasonu yapan kişi doktor oluyor. Ama görüşmelerinizi ve tüm sorularınızı ebenizle yapıyorsunuz. Mesela e-posta ile bir soru sorduğunuzda aynı gün cevabı alabiliyorsunuz.

Kontroller göbek çevresi ölçümü yapılarak devam ediyor ve çok büyük bir engel yoksa bebeğiniz 4 kiloysa bile, bağıra çağıra normal doğum yapıyorsunuz. Bu arada doğum ve kontroller dahil her şey tamamen ücretsiz.

Özel hastane diye bir yer yok, özel klinikler var. Ultrasona özel olarak gidebiliyorsunuz ama onun için de ortalama bir ay önceden randevu almak gerekiyor ve ücreti yaklaşık 700 TL. Ancak herhangi bir aksilik yaşanırsa anında ultrason kontrolünü yapıyorlar. Devlete bağlı daha ucuz klinikler var ama onlar da sadece ilk hamilelik döneminde ve daha basit bir ultrason cihazıyla yapılıyor. Daha sonrasında "Ebenize gidin" diyerek sizi yolluyorlar.

Ve evet, şanslıydım! :) Sonunda devlete bağlı bir klinik buldum. Bir hafta sonraya yer de buldum. En azından kesemizi görmek istiyordum. Heyecanla gittik kliniğe ve sonunda kesemizi gördük. Doktor elimize minik keseciğin fotoğrafını tutuşturdu ve "Daha da buraya gelme, git ebene" dedi, bizi yolladı. İki ay elimize tutuşturduğu keseciğe bakarak bekledik…

Tam bir ay sonra eşimle randevu günü gittik, ebemizle tanıştık. Kırk beş yaşlarında sevimli, sempatik bir bayan. Bizimle uzunca sohbet etti, önerilerde bulundu. Demir oranıma ve kan şekerime de baktı ve bize yine yeniden bir ay sonrası için ultrason randevusu vererek geri yolladı. Bir ay daha bekleyecektik. Türkiye`de benimle aynı dönemlerde hamile kalan arkadaşım 4. ultrasonuna gidiyordu. :)

Kuzeyde, fazla girilen ultrasonun bebek için iyi olmadığını düşünüyorlar. Karolinska Hastanesi’nde yapılan araştırmalarda sık ultrasona girmenin bebekte solaklığa neden olduğu saptanmış.

Bir ay daha bekledik. Zaten oldukça uykulu ve yorgun bir donemdi. Hamileliğe alışmaya çalışıyordum. Eşim ev temizliğini de yapar durumdaydı. Bana inanılmaz yardımı oldu. Bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi… Yani her şeyi kendi başına yaparken ben de koltukta bir yandan diğer yana uyukluyordum...

Ve gün geldi çattı. Kalbim gümleye gümleye eşimin elini sımsıkı kavrayarak gittim. Arkadaşlarım idrarını tut yoksa bebek görünmez dediler. Olabildiğince dolu bir keseyle uzandım, göbeğimi açtım. Daha önce bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Hep kafamda “Kolları? Bacakları? İyi mi peki?” soruları sorarken, aniden soğuk jel ile cihazı hissettim ve doktorun "Tuvalete gidebilir misiniz?" dediğini duydum. İdrarımı neden bu kadar biriktirdiğimi anlayamamış ve bebeği göremiyormuş. “Ahhh! Bir dakika bile sabrım yok!” Ama kalkıp tuvalete gitmem gerekiyordu. "Kalbi iyi atıyor hadi git" dedi. Tuvalete nasıl gittim, nasıl geri döndüm hatırlamıyorum.

Ve gördük. Artık minik bir kesecik değildi. Küçücük ayakları oradan oraya oynuyor, elleri, kolları minicik ve hareketli. Unutamayacağımız bir andı. Genel bir kontrol yaptı. Ense kalınlığını ölçtü.

Ve kuzeyde otuz beş yaşın altındaysanız siz özellikle belirtmeden down sendromu testi yapılmıyor. Gerekli görülmüyor. Ben özellikle istedim ve ona da baktılar. Tabii ki iki ay sonraya randevumu verdiler, beni yolladılar. Yeni bir bekleyiş süreci başlıyordu. Bir sonraki randevum beşinci ayımdaydı. Bu arayı bir sürü cinsiyet tahmini yaparak yarıladık. Karnımda yüzükler döndü, karbonat üzerine çişimi yaptım, erkekse ne olurmuşlar, kızsa bu olurmuşlar hatmedildi. Türkiye`deki arkadaşım cinsiyetini öğrenmişti bile... Ben koca karı teknikleriyle idare ediyorum.

Kuzeyde insan beklemeyi, sabretmeyi öğreniyor... Şikayetçi değilim. Sadece bambaşka bir sistemi öğreniyor ve uyguluyorum. En önemlisi bu sisteme de güveniyorum.

İkinci aşama: Tüketim

Hamile kaldığımı öğrendiğim günden beri organik ve katkısız şampuan, saç kremi, cilt bakımı ürünleri kullanıyorum. French manikürsüz gün yüzü görmemiş tırnaklarım kısa, küt ve renksiz. Tam bir orman kaçkını olmasam da saç spreyi bile kullanmıyorum.

Buradaki doktorlar balık yağı kullanmamı istemiyorlar, henüz bebek üzerindeki etkileri bilinmiyor diye. Haftada iki gün sadece derin deniz balığı tüketmemi istiyorlar. Somon yiyorum sadece. Ve özellikle Norveç somonu.
Vitamin takviyesi alıyorum. Hamileler için üretilmiş olanından kullanıyorum. İçerisinde, vitamin, mineral hepsi var. Demir oranım az olduğu için demir takviyesi de alıyorum. Çay, kahve tüketmiyorum. Her gün süt, ayran ve portakal suyunu ilaç gibi düşünüp, tüketiyorum. İçerisinde "e" katkı maddesi olan herhangi bir ürünü tüketmiyorum. Yani köyde yaşar gibi bir hayat sürüyorum. No doktor, no katkı, yes vitamin.

Bugün itibariyle tamı tamına 15 gün kaldı. Bebeğimizi inşallah sağlıkla göreceğiz. Ve cinsiyeti de öğreneceğiz. Ona adıyla hitap etmeye başlamak istiyorum. Şimdiki proje adı Kadir ;) Ama kızımız olursa adı Lidya, oğlumuz olursa da adı Deniz olacak. Önümüzdeki zamanlarda size buradaki sistemle ilgili gözlemlerimi, hamileliğimin gelişimini yazmaya devam edeceğim.

Kasım ayının altısındayız. Havamız yavaş yavaş kararmaya başladı. Artık sabahları uyandığımızda "alacakaranlık" günlere doğru ilerliyoruz. Akşamlarımız da saat 14.00 itibariyle bizimle olacak... Eğer kar yağarsa, karın yansımalarıyla şehir biraz daha aydınlık olacak. Daha 15-20 günümüz var. Şimdi kuzeyde geçiş dönemi.

Kafelerde mumlar yanmaya başladı bile. İsveçlilerin pencerelerine astığı yıldız şeklindeki ışıklar da satışta. Ben de bir tane aldım. Bir iki haftaya penceremizin önünde sarkık duran o ışık bütün kış hiç sönmeyecek.

Eskiden, elektrik de yokken o kadar karanlık olurmuş ki tüm halk pencerelerinin önüne mum koyarmış. Pencere önündeki mumlar da şehre ışık getirirmiş. İşte o gelenek bitmemiş ve yerini pencere önündeki abajurlara, elektrikli mumlara, tavandan aşağı doğru sallanan pencere yıldızlarına bırakmış. Aslında karanlık olduğu kadar, bütün pencerelerin de ışıl ışıl olduğu bir mevsime giriyoruz...

Bir sonraki yazımda sizlerle bu atmosferin fotoğraflarını da paylaşacağım.

Sevgiler
Kuzey gebişi

Son Düzenlenme Perşembe, 04 Nisan 2013 13:23
Cerenimnoktakom

Cerenimnoktakom

Fotoğrafçı. Fotoğraf üzerine okudu ve 10 yıl reklam sektöründe çalıştı. İki buçuk yıldır Stockholm'de yaşıyor. Evli ve 5 ay sonra anne olacak. Stockholm'de zaman zaman Türk üniversite öğrencilerine fotoğraf gezileri düzenleyip, bilgiler veriyor.

Kuzeyde yaşam çok farklı. Ve kuzeyde bir başkentte hamilelik süresince yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum. Farklı sağlık sistemi,hatta tamamen farklı bir yaşam sistemi. Değişik bilgiler ve bu süreçte başıma gelenler.... Macerama siz de katılın ve bambaşka bir sistemi tanımış olun.

Sevgiler

İlgili Video

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :