Cumartesi, 16 Kasım 2013 16:00

Doğal doğum mu, sezaryen mi?

Yazan Sema Yıldız
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Hamileliğinizi öğrendiğiniz ilk andan itibaren aklınıza gelen ilk sorulardan biri bu olmuştur eminim.


Bazılarımız içten içe sağlıklı olan olmalı, normal doğum en iyisi derken inceden bir korku olmuştur eminim. :) Hele o filmler yok mu? Filmler doğum değil mübarek iç savaş sahnesi çekmişler. :) Türk yönetmenleri ayrıca kutlamalı buradan, haklarını yemeden... :) Öncelikle toplum olarak sezaryenin ne anlama geldiğini bildiğimizden pek emin değilim.

 

Anlamı ve tarihsel yansımasından kısaca söz edecek olursak; Sezaryen, doğumun doğal olmadığı durumlarda karın ve rahmin kesilerek bebeğin alındığı cerrahi bir işlemdir. Çok nadir durumlarda bu yöntemle rahimdeki ölü fetusun da alındığı olur. İlk modern sezaryen 1881 yılında Alman jinekolog Ferdinand Adolf Kehrer tarafından gerçekleştirilmiştir. Sezaryen genellikle, vajinal doğumun bebeğin veya annenin sağlığını riske atacağı durumlarda gerçekleştirilir. 

“Son yıllarda sezaryen doğum Çin'de %46 gibi bir rekor seviyeye yükseldi. Diğer Asya, Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde ise bu oran %25 gibi bir seviyededir. ABD'de sezaryen doğum oranı 2007 yılında %31.8 olarak tespit edildi. Avrupa ülkelerinde ise bu oran çok büyük farklılıklar göstermektedir: İtalya'da sezaryen doğum oranı %40 iken, bu oran Nordik ülkelerinde yalnızca %14'tür.

Eski Roma hukukunda doğum sırasında ölen annenin bebeğinin rahminden kesilmesi gerektiği yazar. Bu kanunun kadınların hamile olarak gömülmemelerini söyleyen dini söylemlerden doğduğu söylenir. Vajinal doğum sonrası hayatta kalmayacağı düşünülen anneye hamileliğinin onuncu ayında en azından fetusu koruma amaçlı bu yöntem uygulanır ve fetus rahimden çıkarılırdı. Romalı lider Jül Sezar'ın bu yöntemle doğduğu spekülasyonunun gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır. Her ne kadar Romalılar döneminde sezaryen gerçekleştirilmiş olsa bile, hiç bir klasik kaynak o dönemde böyle bir doğumdan sonra hayatta kalabilmiş bir anneyi kaydetmemiştir. Sezaryen doğum sonrası hayatta kalmayı başarabilmiş anneyi kaydeden en yakın tarih milattan sonra 1500'lü yıllardır. Sezar'ın annesi Aurelia Cotta ise milattan önce 100'lü yıllarda yaşamıştır", Wikipedia.

Gel gelelim sevgili ülkemdeki içler acısı duruma! Yok bebeğin kıçı oraya dönük, yok başı büyük, aman kordon dolanmış, vay efendim sen bu çocuğu nasıl çıkaracaksın ama bak kızım ben o tarihte burda olamayacağımlar mı ararsın, yoksa yeni nesil annelerin normal doğum sırsında bebeğe zarar geleceği rivayetlerine inanmasını mı? Daha burda yazamayacağım birçok saçma nedenden dolayı doktorlar tarafından bu OPERASYON’a (literatür asla sezaryeni doğum yönetimi olarak görmüyor) itildiği görülmektedir, çiçeği burnunda anne adaylarının.

Bizzat kendim bu tarz bir olay yaşadığımdan siz değerleri anne adaylarına biraz olsun cesaret verebilirsem ne mutlu bana! Hamileliğimi ilk öğrendiğim andan, 7. Aya kadar aynı doktor kontrolünde olmama ve her kontrolde normal doğum istediğimi belirtmeme ragmen doktorumuz buna pek ikna olmuş görünmedi. Hekimliğini ve yaklaşımını son derece iyi bulduğum doktorumuz, doğumu mayısta gerçekleşecek gibi planladı. (Beklenen tarihimiz 8 Haziran’dı ve kızım 06.06.2012 tarihinde dünyaya geldi.)

7. aydaki en son kontrolümüzde, yine konu doğum yöntemine gelince bana, “bebek çok iri, beklenen doğum ağırlığı 4-4,5 kg arası görülüyor, doğurman imkansız” diyene kadar benim için her şey yolundaydı. Zaten çok da kilo almıştım doktoruma göre! Halbuki neredeyse 6,5 aylık hamile olmama rağmen hamile olduğumun anlaşılmayacağıbir karnım vardı ki Paris yolculuğumuzda hava alanında hamile olduğumu bile farketmemişlerdi.

O an aklımdaki tüm planlar altüst olmuştu sanki. Eşime de kararımı söyleyince, bir yakınımızın tavsiyesi üzerine İbrahim Bey hayatımıza girmişti. Sadece ilk kontrolde bana bebeğin doğum ağırlığının yaklaşık 3,5 kg olacağını söylemişti kendisi. (Bebeğim 3,540 kg ağırlığında doğdu) Ayrıca kilo ve diğer değerlerimin de iyi olduğunu iletmişti. Devam edip etmeyeceğimiz konusunda hiçbir soru sormadan bu kadar aydır ilk defa bu denli ayrıntılı ve bilgilendirici bir muayene yaşamıştık eşimle. Ne yalan söyleyeyim çok ama çok beğenmiştik. Zaten bu yeni kültür özel hastane mantığı hiç mi hiç bana göre değildi. Resmen bir süpermarket kasasında sıra beklermiş gibi, muayene olup “hımmm iyi tamam” deyip çıkıyorduk kontrollerden. Fabrikasyon muayene tarzından sonra bu beni büyülemişti adeta. Eee ne kadar çok hasta o kadar çok para diyen hastane yönetimini bombalamam an meselesiydi zaten! O günden sonra düşünüp, etrafımdaki tüm arkadaşlarımın; “Bu aydan sonra doktor mu değiştirilirmiş” sözlerine rağmen doktorumu değiştirdim ki hayatım değişti. İbrahim Bey hemen haftada 3 gün, 30-40 dakika yürüyüş yapmamı istedi ve ben aynı anda haftada 3 akşam yüksek lisans derslerine gitmeme ve full time çalışmama rağmen bu isteğini aksatmadan yerine getirdim. Hemen evdeki uzay yolu bisikleti alınıp, televizyon karşısına yerleştirildi ki anne adayı sıkılmadan yapsın sporunu. :)

Son ay, kızım kilo almasına rağmen ben hiç kilo almamıştım. Son ana kadar her şey güzel gidiyordu ki en son kontrolümüzde bebeğin kilosu artmaya başladı. Fakat o hafta içi gelmezse, duruma göre önce diğer yöntemleri değerlendirdikten sonra sezaryene karar verilebileceğini söylemişti İbrahim Bey. Bugüne kadar hiçbir şekilde normal doğurmaktan ürkmeyen ben, o an karnımın kesileceği hissi ve düşüncesiyle kahrolmuştum adeta. Ne olursa olsun normal doğurmak istiyordum ki bu düşünceyi normal doğumu çok isteyen tüm anneler bilir.

Ama nasıl bir hisse doktorumuza hiç olmadığı kadar güveniyordum. Beni zor durumda kalmadığımız sürece normal yöntemleri deneyeceği konusunda mutlak suretle kendisine inandırmıştı. Eşim de aynı şekilde kendisine çok güveniyordu. Bizi yanıltmadığını doğumun başladığı gün anladık.

Hiçbir sancı hissetmeksizin suyum az az gelmeye başlamıştı gece. Sabah 05:00’a kadar bekleyip aradım kendisini. 08:00 gibi hastaneye gitmemizi, kendisinin haber vereceğini söylemişti. Hastaneye gittiğimizde her şey hazırdı. Doktorumuz özel muayenehanede çalıştığından bizim seçtiğimiz hastaneye geliyordu doğum için. Kendisi gelip beni muayene etti ve sabah 08:00’dan akşam 21.00’e kadar sürecin hızlanmasını bekledik. Hastaneden kaynaklı talihsizlik nedeniyle epidurel alamadan 21.20’de doğum yapmıştım. Hep de o filmlerde gördüğümüz gibi bağıra çağıra, ıkınarak… :) Acı kısmı tabii ki sabahtan akşama sürmedi, sadece son bir saat sancı çektim. Ama sonrası dünyadaki her şeye değerdi. Eşim yanı başımdaydı, bebeğimin çıkışını, ilk bakışını aynı anda görmüştük. Daha yıkanmadan kucağıma alıp gögsüme yaslamış, kokusunu içime çekmiştim, hatta o çirkin pis görüntüye ragmen öpmüştüm, valla evlat her haliyle seviliyor derler ya çok doğruymuş. :) Anında emzirmiştim.

İsteseydi dokturumuz yok bu kadar saat beklenmez enfeksiyon kaparsın, aman kakasını yapar yok kordon dolandı deyip sezaryen yapabilirdi ama yapmadı. Hatta doğum sonrası bebeğimle beni ziyarete geldiğinde eşime, “Eşinizle gurur duymalısınız, çok güzel bir doğum gerçekleştirdi” demişti ki lohusa ruhum gururlanmıştı. :)

Neymiş bu doğal doğumun avantajları diye merak edenlere;
• Hastaneden çıktığımda toplamda aldığım 14 kg’ın 10 kg’ını vermiştim.
• Sezaryenli hastalar tekerlekli sandalyelerle çıkarken bebeğim kucağımda yürüyerek çıkmıştım.
• Ertesi gün ağrılarımın çoğu bitmişti.
• Anında o önemli ilk sütü bebeğime verebilmiştim.
• Onun ilk halini görebilmiştim.
• Bunları düşününce bir daha olsa yine normal doğum yapardım şu an.

Sezaryane gelecek olursak, gerekli görüldüğü yerlerde gerçekten tıbbi bir gereklilik. Öngörüldüğü durumlarda mutlaka uygulanmalı. Normal doğum yapacağım inadıyla hem bebeğin sağlığını hem kendi sağlığınızı tehlikeye atmaya hiç gerek yok. Bazen normal doğuma uygun olmadan bunu gerçekleştirenlerde dönüşü mümkün olmayan sorunlar oluşabiliyor.

Fakat son derece etik dışı bulduğum yönteme gelecek olursam, tabii ki herkesin hayatı kendi seçimlerinden ibaret fakat yok saçımı yaptıracağım, şekerim hazır olsun, kurabiyemi yaptırayım, günümü alayım diye sezaryen seçen kişilere çok ama çok kızıyorum. Ya da kolaya kaçmak benim hayat felsefeme aykırı.

Herkese tabir-i caizse çatır çatır doğumlar diliyorum. :) Ama en önemlisi yöntemi ne olursa olsun meleğinizi sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim.

Sevgiler.

Son Düzenlenme Perşembe, 14 Kasım 2013 12:10
Sema Yıldız

Sema Yıldız

Dünyamın güzelleşmesi önce senin eşin, sonraysa Duru'nun annesi olmakla başladı!

İlgili Video

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :