Pazartesi, 11 Ağustos 2014 15:22

”İlk kez bir filmde kendimi oynadım”

Yazan Hanife Yaşar
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Yıllardır film ve dizilerde bizi güldüren usta oyuncu Nevra Serezli, “Senin Hikayen” filminde bambaşka bir karakterle karşımızdaydı. İlk kez bir filmde kendini oynadığı söyleyen Serezli ile bugünden başlayıp anılara doğru bir yolculuğa çıktık.

Röportaj: Hanife Yaşar Fotoğraflar: Hatice Deniz

Senin Hikayen, romantik komedi olarak başlıyor aslında. Ancak film ilerledikçe torun sahibi olmak için yanıp tutuşan kanser hastası bir kadının yaşam mücadelesine tanık oluyorsunuz. Geçtiğimiz yıl hayat arkadaşı Metin Serezli’yi aynı hastalık yüzünden kaybeden Nevra Hanım’la, sette yaşadıklarını konuşarak sohbete başladık.

ilk.kez bir filmde kendimi oynadım nevra serezli working mother trFilmin senaryosunu ilk okuduğunuzda yakın hissettiniz mi kendinize?

Senaryoyu okur okumaz hemen Tolga Örnek’i arayıp filmde oynayacağımı, hatta benden başkasını oynatmasına da izin vermeyeceğimi söyledim. Filmin çekimi için sponsor sıkıntıları yaşandığında destekledim, zorladım. Ölmeden bu rolü istediğimi söyledim hep. Belki film çok büyük gişe yapmadı ama İstanbul’un yarısı izlemiş gibi hissediyorum. Her karşılaştığım kişi, filmle ilgili bir şey söylüyor. Bu tip filmler belli bir yaşa ve tipe hitap ediyor. Senin Hikayen de orta yaş ve üstü kadına hitap etti bence.

Filmde bir kanser hastasını oynamak zor geldi mi size?

Hayır aksine en kolay rollerimden biri. O kadar iyi biliyorum ki o hisleri! Hatta mazoşistçe bir şekilde zevk aldım oynarken. Belki de patlayamamış acımı ve gözyaşlarımı bu filmde açığa çıkardım. Metin hayatını kaybedeli dört ay olmuştu çekimlere başladığımda. Sanırım evde pek ağlayamadığım için sette çok ama çok ağladım. Biliyor musunuz ben hep otomobilde ağlarım. Orası kimseye karşı sorumluluğumun olmadığı, bana ait bir yer gibi gelir.

Senin Hikayen filminde yaşattığınız duygularla çok konuşuldunuz. Size göre filmin en duygusal sahneleri hangileriydi?

Torunun odasında, anne oğlun hesaplaştığı bir sahne var. Timuçin Esen “Ben sana iyi bir evlat olamadım” diyor, ben de “Hayır, çok iyi bir evlat oldun” diye yanıtlıyorum. İşte bu sahne beni çok etkiledi. Bir de sözler olmadan birbirini anlayan karı kocanın anlaşma biçimi…

Metin Sezerli’yle böyle bir iletişiminiz var mıydı?

Kesinlikle öyle. Metin ile de aramızda böyle bir anlaşma vardı. Suratım asılır, dışarı bakardım ve Metin “Ben senin ne düşündüğünü biliyorum, şu geçiyor değil mi aklından?” derdi. Birbirimizin kahve içişinden, hazırlanışından, gülüşünden hep anlardık nasıl bir duyguda olduğunu...

Mizacınız nasıldır peki?

Çok neşeli biriyim. Taklitler yaparım, dans ederim ve hayata güzel gözle bakarım. Balkonumda yeni diktiğim bir çiçeğin filiz vermesi bile benim günümün güzel geçmesi için yeterli. Tabii hayat zor zamanlar da getiriyor bizlere, yorucu işlerle ve dertlerle uğraştırıyor. O yüzden galiba biraz neşem söndü.

Canlandırdığınız babaannenin yaşadıkları gerçek hayatınızla da örtüşüyor değil mi?

Siz de uzun zaman torun beklediniz. Evet. Ömrüm boyunca Murat’a sürekli torun istediğimi söyledim. Selim’e hâlâ söylüyorum. Şimdi Murat’ın üç yaşında ikizleri var. Geç bir yaşta babaanne oldum ama hayatıma hayat kattılar.

Nasıl vakit geçiriyorsunuz torunlarla?

Sabah dokuz buçuk gibi gelirler yanıma. Öğleden sonra evdeysem ben yanlarına giderim sonra. Taklitler yaparız. Çok gülüp bir daha yap diye tuttururlar.ilk kez bir filmde kendimi.oynadım nevra serezli working mother tr “İnsanlar bir daha yapayım diye para ödüyor. Yoruldum artık” der ben derim (gülüyor).

Filmdeki gibi siz de çocuklarınızın eşyalarını sakladınız mı?

Metin saklıyordu sanırım. Aramızdan ayrılalı neredeyse bir yıl olacak ama henüz hiçbir eşyasına dokunmadım Metin’in. Sanki karıştırırsa ya da bir yerlere dağıtırsam tamamen gidecekmiş gibi geliyor. Zaten her şey hatırlatıyor onu. Dile kolay 45 yıl... Bir çiçek görüyorum, bana bir ara o çiçekten aldığı geliyor aklıma. Çok uzun yıllar beraber yaşamışlığın ve iyi vakit geçirmişliğin kötü tarafı da bu. Kötü anısını bulamıyorum. Çok kavga ederdik ama küs kalmazdık. Şimdi kavgalarımızı bile özlüyorum.

İş yüzünden tartışır mıydınız?

İş yüzünden, onun kendine bakmayışından, benim aceleciliğimden… Ben her şey hemen olsun isterim. O da üstüne uzun uzun düşünsün, tartsın isterdi. Tez canlı biriyim. Mesela kapının önündeki koltukta ömür boyu Metin’in hazırlanmasını bekledim ben. Genelde tam tersi olur, erkek bekler.

Çalışan bir anneydiniz aynı zamanda. Dakik biri olarak nasıl planlardınız kendinizi?

Bu devirde çalışan, çocuk büyüten annenin ‘Yemeğimi yapamadım, çocuğuma yetişemedim, işime geç kaldım’ mazeretini makul görmüyorum. Pekala herkes zamanını hepsine yetirebilir. Yeter ki programlanmayı bilsin. Ben iki çocuğumu büyütürken evimi tiyatroya yakın bir yere taşıdım. Hafta sonları matine arasında Taksim’den Teşvikiye’ye gelip çocuklara bakar, geri giderdim. Tabii o zamanlar bu kadar trafik yoktu o ayrı. Annem bakımlarında yardım ederdi ama ben de üzerime düşeni yapardım.

ilk kez bir filmde kendimi oynadım nevra serezli.working mother trBoş durmayı sevmeyen birisiniz sanırım…

Hiç sevmem. Bu sene ne oyun ne dizi var. Ama boş oturmamak adına bir iş çıkar mı diye tüm tanımadığım telefonları açıyorum. Mesela bu yaz Senin Hikayen filmi olunca öyle mutlu oldum ki anlatamam. Evde yalnız olmaktan hiç gocunmadım çünkü sete gidiyordum.

Tiyatroyu televizyonla buluşturan programlar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Çok Güzel Hareketler Bunlar’ı beğeniyordum çünkü Yılmaz Erdoğan aklı vardı orada. Genel olarak bu tür programların genç oyunculara kapı açtığını düşünüyorum ancak içerikler basite indirgenmemeli. Kolaya kaçınıldığında insanlar kendini geliştirmeyi bırakıyor. Arkasında hiçbir çalışmanın olmadığı geyik muhabbetinin prim yapmaması lazım. Ben de izleyiciye faydalı olacak bir programa imza atmak isterim.

 

Hanife Yaşar

Son Ekledikleri: Hanife Yaşar

Benzer Öğeler (etikete göre)

yukarı çık