Perşembe, 02 Ocak 2014 09:00

Takılara ilham veren anneler

Yazan Ece Koçal
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Kimi gösterişli pırlantalardan hoşlanır kimi sade tasarımlardan… Biz de farklı tarzları benimsemiş üç takı markası yöneticisiyle, kendi kariyer hikayelerini, aksesuarın önemini ve trendleri konuştuk.

Mizah duygusu olan takılar

Tüm ekibi annelerden oluşan Nayad Bal, kendi adını taşıyan takı tasarımlarını İstanbul’daki showroom’unda beğeniye sunuyor. Takıyla ilişkisi ise ticari kaygıya dayanmaktan ziyade güzel enerji verecek ve gülümsetecek tasarımlar yaratmaya odaklı.

Nayad Bal’ın eğitimini aldığı ve anne oluncaya kadar icra ettiği mesleği mimarlıkmış. Kendi ofisinde çok yoğun tempoda çalışıyormuş. Hamile kalınca, bu tempoyla çocuk bakamayacağına karar verip mesleğini bırakmış. Mimarlık zamanlarında da takıya çok meraklıymış. Kendisine özel takılar yaptırırmış. Mimarlıktan anneliğe ve takı tasarımcılığına geçiş sürecini şöyle anlatıyor: “Üçüzlerimi doğurduktan sonra üç sene çalışmadım, kendimi tamamen çocuklarıma adadım. Ama çalışmaya alışkın insana durmak zor geliyor. Sıkıldım ve kendimi ifade edebileceğim bir şeylerin arayışına girdim. Seramik yaptım, sergiler açtım. Sonra bir arkadaşıma rastladım, takı tasarımı yapıyormuş. Atölyeye gidişimin ikinci ayında ‘İşte bu!’ dedim. Takı tasarım ve uygulama eğitimi aldım. Eğitim dönemim de üç yıl sürdü. Sonra firmam Nayad Bal’ı kurdum. Tekrar işe başladığımda çocuklarım altı yaşına gelmişlerdi.”

Marka olarak Nayad Bal’ın dükkanı yok, olması da düşünülmüyor. Nayad Hanım showroom mantığını daha çok seviyor. Zaten bu showroom’a sadece bir şekilde keşfedenler ulaşabiliyor. Yoldan geçerken tasarımları görme, tanıma fırsatınız yok.

Nayad Hanım, Nayad Bal markasında tek silahşör değil. Hepsi anne olan bir grup tasarımcıyla birlikte çalışıyor. Anne olmak ve sadece annelerle çalışmak nasıl bir deneyim diye merak ediyoruz. “Benim için tamamıyla avanta” diyerek bunu avantaj veya dezavantaj olarak yaşamanın hayattan beklentilere bağlı olduğunu anlatıyor: “İşkolik olayım, dünyanın yüzüğünü satayım, kimselere yer bırakmayayım diyorsanız, aşırı hırslıysanız, avantaj olmuyor annelik. Beyin kapasitenizin çoğunu çocuklarla dolduruyorsunuz çünkü. Giriş çıkış saatleriniz, tasarım ve üretime ayıracağınız vakit farklı oluyor. Ama aşırı hırslı değilseniz, iş hayatınız sizi tamamıyla kaplamamışsa, yaşamdaki tek başarıyı iş başarısı olarak görmüyorsanız annelerle çalışmak çok güzel. Anne olan kadının mizah duygusu daha kapsamlı oluyor bence.“

Nayad Bal’ın müşteri profilinde ağırlık da annelerden yana. “Daha iyi anlıyor ve ona göre tasarımlar yapıyorsunuz” diyor.

NAYAD BAL TASARIMLARI NE ANLATIYOR?
“Takıyı bir kuantum aracı olarak görüyorum. Bizler ne istediğimizi hatırladıkça ve ona odaklandıkça hayalimizi güçlendirip gerçeğe dönüşmesini sağlıyoruz. Her yaştan kitleye hitap ediyor takılarım; insanlar takılarımla bütünleşiyor, kendilerini özel hissediyorlar. Tasarımlarım, hayattan istediklerimizi bize hatırlatsın istiyorum. Aşk, sevgi, doğayla buluşma, yükseliş, mucize, arınma gibi konuları işliyorum. Özellikle yüzük ve bileklik çalışıyorum, çünkü onları üzerimde görüyorum. Yaşamın hayhuyunda elimdeki yüzük bana ‘Dur bir dakika, bekle! Ne istiyorsun?’ diyor.”

Sanattan ilham alan mücevherler

Viyanalı sanaçı Michaela Frey’in mine işleyerek tasarladığı takılarla başlayıp bugüne gelen Freywille markasının Türkiye Genel Müdürü Rada Usta, tüm mücevherlerin bugün de el işçiliğiyle ve birer sanat eseri gibi tasarlandığını söylüyor.

Mücevher markası Freywille, 1951 yılında kurulmuş. Michaela Frey, Viyana’daki ufak atölyesinde mine işleyerek hediyelik ve günlük kullanım yönelik eşyalar tasarlıyormuş. İkinci Dünya Savaşı’nda Avusturyalıların üzerindeki kasvetli havayı dağıtmak için renklere ve sanata ihtiyacı olduğunu düşünmüş. Böylece büyük bir tutkuyla takı tasarımları yapmış. Şirketin şu anki CEO’su Friedrich Wille’in firmaya katılmasıyla ise markalaşma süreci başlamış. Wille, işin sanatsal yönüyle ilgilenmeye başlamış ve Simone Grünberger’in liderlik ettiği uluslararası akademik sanatçılardan oluşan bir sanat ekibi kurmuş. Ve Freywille bugüne gelmiş. Marka hâlâ el işçiliğiyle, birer sanat eseri gibi tasarlanan takılar üretiyor.

Freywille’in Türkiye Genel Müdürü Rada Usta, markanın Türkiye’deki serüvenini ise şöyle anlatıyor: “Türkiye’ye 2008 yılında geldik. O tarihten bu yana genel müdürlük görevini ben yürütüyorum. Friedrich Wille’in, tarihi, kültürü ve yaşamına hayran olduğu ülkemizde bir butik açma düşüncesi hep varmış. 2007 yılında Viyana’daki merkezimizde çalışan Türk asıllı tasarımcımız Sibel Babacan ile bu fikri olgunlaştırmışlar. Sonra İstanbul’da yollarımız kesişti. Geçen beş yılda ikisi İstanbul’da, biri Ankara’da olmak üzere üç butik açtık. Daha da açacağız.”

Bu noktada ülkemizdeki kadınların mücevherle ilişkisini soruyoruz. “En fazla tercih edilen grup, diva adını verdiğimiz bilezikler” diyor Rada Usta ve devam ediyor: “Türkiye’deki butiklerimize baktığımızda kadınların renkli ve büyük takılara ayrı bir ilgi gösterdiğini görüyoruz. Sanata ve işçiliğe değer veren kadınlara odaklanıyoruz. Resimlerden, hayatın önde gelen değerlerinden ve pozitif enerjiden ilham alıyoruz. Bunun yanı sıra yüksek kalitede pırlanta içeren, seçkin, özel parçalar da sunuyoruz.”

İŞ İLE EV ARASINDA...
“Günde dokuz saat butikte çalışıyorum. Akşam gidince ve sabah erken saatlerde de evde çalışmaya devam ediyorum. Müşterilerle bizzat ilgilendiğim süre hiç de az değil. Dokuz ve beş yaşlarında iki kızım var. Ev işleri tabii ki çok zaman alıyor ama çocuklarıma muhakkak zaman ayırıyorum. Yaptığım yemekleri yemelerini istiyorum. Kaçınılmaz olarak uykudan fedakarlık etmem gerekiyor. Ancak eşim hem iş hem de ev yaşantımda bana çok destek oluyor. Ev işlerinde yardımcı kullanmıyoruz. Çocuklarımız da sorumluluk alıyor. Sonuç olarak tüm aile evde her şeyi birlikte yapıyoruz ve hepimiz bu durumdan çok memnunuz.”

Mücevher artık kasalarda saklanmıyor

15 yıl önce eşiyle birlikte Pellini markasını hayata geçiren Zuhal Akçaoğlu kadınların artık, sadece özel gecelerde taktıkları gösterişli mücevherlerden ziyade her zaman kullanabilecekleri takılar istediklerini belirtiyor.

Pellini kendi müşteri kitlesini yaratmış bir mücevherci. Zuhal Akçaoğlu (44), 15 yıl önce eşiyle Pellini markasını kurmuş ve o zamandan beri mağazaları var. Eşi zaten öncesinde de bu işin içindeymiş. Zuhal Akçaoğlu ise çocuklarını büyüttükten sonra dahil olmuş. Mağazaları önceleri Kazım Kulan Pasajı’ndaymış; yedi yıl önce de Bağdat Caddesi’ne geçmişler.

Tasarım ağırlıklı bir butik mücevher markası olan Pellini’de kişiye özel tasarımlar yapılıyor. Bu tasarımların çoğu da Zuhal Akçaoğlu‘nun elinden çıkıyor: “Çok trend olmayan, zamansız parçalar tasarladığımı söyleyebilirim. Her yaşta, her zaman kullanılabilecek takılar bunlar. Pırlantalar ve değerli taşlar kullanıyoruz. Birkaç yıldır pembe altın ön planda. Son yıllarda çocuklara yönelik tasarımlar da hazırlıyoruz. Çocuklar için zincir tehlikeli olabileceği için ipli bilezikler yapıyoruz. Bunlar çoğunlukla çizgi film karakterlerinde oluyor. Kapalıçarşı’da atölyemiz ve ustalarımız var; tasarımlarımızı onlar hayata geçiriyor. Ayrıca yabancı tasarımcılarımız da var yurt dışında; onların yaptığı takılar hazır geliyor.”

25 yaşında bir oğlu ve 17 yaşında bir kızı olan Zuhal Akçaoğlu gözlerinin içi parlayarak işini çok sevdiğini söylüyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri müşterileriyle bire bir iletişim kurabiliyor olmasıymış. Herkesle tek tek ilgilenmeye özen gösterdiğinden olsa gerek şimdilik tek mağazaları var. “Çok yerde şube açmak aslında işin büyüsünü de kaçırıyor; az ve öz olmakta fayda var” diyor Zuhal Akçaoğlu. Ama çocukların büyüyüp işlere dahil olmasıyla bir aile şirketi olarak büyüyeceklerini de belirtiyor: “Oğlumuz büyüyor, onunla birlikte yeni bir mağaza planımız da var. Şu an bizimle birlikte çalışıyor ve işin daha çok üretim aşamasıyla ilgileniyor. Zaten işin mutfağını bilmezseniz, bu işi ileriye taşıyamazsınız. Kızımız ise şu an lisede; o da ileride İtalya’ya tasarım okumaya gidecek ve ardından işe dahil olacak. Her ikisi de mücevher tasarımına çok ilgi duyuyor. Zaten küçük yaşlarından beri onları fuarlara götürüyoruz. Bu nedenle, işin içinde severek yer alıyorlar.”

NELER POPÜLER?
“Mücevher artık gündelik yaşama da uyarlandı. Bu nedenle kadınlar artık gündüz de rahatlıkla takabilecekleri takılar istiyor. Mücevher, kasalarda saklanan gece takısı olmaktan çıktı. Ben de bu tarz tasarımlar yapıyorum. Bizim işlerimizin en yoğun olduğu zamanlardan biri düğün dönemleri. Gelinlere özel düğün takıları hazırlıyoruz. Onlar da artık ağır tasarımlardan ziyade daha zarif modelleri tercih ediyor. Örneğin sadece büyük ve gösterişli bir çift küpe takıp, başka takı kullanmıyorlar. Gelin takıları denilince aklımıza pırlanta veya inci geliyor ama artık gelinler renkli takılara dönmeye başladı. Anneler Günü ve yılbaşı da işlerimizin yoğun olduğu diğer dönemler.”

Son Düzenlenme Pazartesi, 30 Aralık 2013 16:34

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :