Pazartesi, 14 Nisan 2014 12:00

Tarihe damgasını vuran aşk romanları

Öğeyi Oyla
(0 oy)

“Aşkı romanlardan bilirim” diyen kitap kurtları için en iyi aşk romanlarını seçtik. Her birinde farklı hikayeler ama aynı heyecan gizli…

 

Kolera günlerinde aşk 
Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in 1985’te kaleme aldığı bu roman koleranın ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde geçer. Kitapta adı geçen aşk, ölümcül ve bulaşıcı bir hastalık olan kolera ile benzeştirilir. Çünkü romanın başkahramanı Florentino Ariza, 13 yaşındaki Fermina Daza’yı ilk kez gördüğünde bakışlarındaki masumiyetten etkilenir ve ona tutkuyla bağlanır. Ariza bu süreçte koleranın belirtilerini taşımaya başlar.

Nobel ödüllü yazarın, romanında masalsı bir üslup kullandığını görüyoruz. Kitabın konusu olan aşk öyküsünün dışında, Karayip kıyılarının doğal güzellikleri, dönemin siyasi çalkantıları, hastalık ve yoksulluktan kaynaklanan toplu ölümler de ele alınıyor. 

Aldatmak
Ahmet Altan’ın 2002’de yayımlanan bu oldukça popüler romanda, banka müdürü Aydan’ın eşini aldatması konu edilir. Aydan bu yüzden önceleri korku hissetse de daha sonra bu duygu hazza dönüşür. Aydan yaşadığı yasak ilişkinin ve yakalanma korkusunun getirdiği heyecana kapılıp zamanla kleptomani sendromu yaşar ve sürekli bir şeyler çalmaya başlar. Bunun sonucunda karakolluk olduğu bir günün ardından gelir ve her şeyi kocasına itiraf eder. Romanda sıradan bir aldatma hikâyesinin ötesinde, evlilikle monotonlaşan yaşamı canlandırma, yeniden mutlu olma, soluk soluğa heyecan ve tüm bunlarla gelen suçluluk duygusu işlenir.

Babil’de ölüm İstanbul’da aşk
İskender Pala’nın kaleminden çıkan bu roman tam da Divan Edebiyatı sevenlere göre… 2003’te yayımlanan ve Fuzuli’nin gözünden yazılan romanın başkahramanı Kays, Leyla’yı ilk gördüğü andan beri vurgundur ama aralarına insanlar, engeller ve yollar girer. Leyla’sına kavuşamayan Kays, aşkından delirip “Mecnun” olur. Leyla da zamanla kendisine aşık olan İbn-i Selam ile evlendirilir. İbn-i Selâm’ın ölmesinden sonra bir gün Leyla, yolculuk yaparken kervandan ayrılır ve Mecnun’u aramaya çıkar. Onu bulduğunda ise artık beşerî aşktan sıyrılıp, ilahi aşka büründüğünü görür. Kendisin o kadar tanıtmasına rağmen Mecnun onu bir türlü tanımaz ve dramatik olaylar birbirini izler. Romanda aşkın beşerî ve ilahi, her çeşidi üzerinde durulup esasta aşkın fedakârlık boyutu çok fazla öne çıkarılır. Yazarın, Fuzulî’nin kılavuzluğunda aşkın ne olduğunu anlamaya ve tanımaya dönük bir yolculuğa çıktığı da söylenebilir.

Kırmızı
Uwe Timm’in 2001’de yayınladığı romanın kahramanı Thomas Linde, cenaze hatipliği mesleğinin yanı sıra caz eleştirmenliği ve amatör piyanistlik de yapmaktadır. Günün birinde ışık tasarımcısı Iris'le tanışır. Aralarında yirmi yaş fark vardır ve Iris evlidir. Ancak bu durum tutkulu bir aşk yaşamalarını engellemez. Linde eski yoldaşı Aschenberger'in cenaze konuşmasını hazırlarken geçmişi ve bugünüyle de yüzleşir. Romanda yasak aşkın bir fon olara kullandığını görmek mümkün. Arka planda ise 68 Kuşağı’nın umutları ve arzularını, o dönemin bireysel ve toplumsal izdüşümlerini… 

Yitik bir aşkın gölgesinde
1989’da yayımlanan ve Mehmed Uzun imzasını taşıyan roman I. Dünya Savaşı yıllarında geçer. Kürt aydını Memduh Selim Bey'in hikâyesi, ülkesinden sürgün edilmesi ve sevgilisi ile vatanı arasında kalmasıyla bir dönüm noktasına girer. Ülkesi için savaşmayı tercih eder ama dönüş umudunu de hep içinde taşır. Vatan hasretiyle boğuşurken aşkının ateşiyle de yanar. Kitap, okuyucusuna büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıklarına uzanan destansı bir yolculuk vadede. 

Masumiyet Müzesi
2008’de yayınlanan ancak 1970’li yıllardan izler taşıyan kitabın ismi, sevdiği kıza ait olan ve onun dokunduğu her şeyi saklayıp müzeye koyan bir adamın aşk hikâyesinden geliyor. Orhan Pamuk’un büyük yankı uyandıran bu kitaptaki aşk hikâyesi oldukça etkileyici... Roman, Sibel ile mutlu bir ilişkisi olan, tekstil zengini bir ailenin çocuğu Kemal’in, yoksul akrabalarının kızı Füsun’a delice aşık olmasıyla başlar. Kemal vakti zamanında Füsun’un kıymetini bilemez ve kadın başkasıyla evlenir. Kemal’in aşkı için Füsun’a ait eşyaları biriktirmesiyle devam eden hikâyede, okuyucuları şaşırtıcı bir son bekliyor. 

Handan
1912’de yayımlanan Halide Edip Adıvar’ın unutulmaz romanı, adını alafranga kültürle yetişmiş olan başkahramanı Handan’dan alır. Kitapta, Handan’ın teyzesinin kızı Neriman’la evli ve iki çocuk babası Refik Cemal ile olan “yasak aşkını” anlatılır. Neriman eşi Refik Cemal’e, Handan’dan bahsederken hep iyi sıfatlar kullanır. Ancak Handan, kocasıyla birlikte yurt dışında olduğundan, Refik Cemal Onu cismen tanıma fırsatı bulamaz. Gün gelir ve karısının öve öve bitiremediği Handan’la Fransa’ya gittiğinde tanışır. Kendilerine karşı koydukları tüm engellere rağmen aralarında hatırda iz bırakan bir aşk macerası yaşanır. 

Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali'nin 1943 yılında yayımladığı romanın başkahramanları Maria Puder ve Raif Efendi'dir. Raif Efendi içine kapanık, melankolik ve dış dünyaya uyum sağlayamayan biridir. Hayatı boyunca birçok şeye boyun eğen, haksızlığa uğradığında bile buna karşı koyamayan biri… Sevmediği bir kadınla evlenir. Kendi hayatına yön veremez, başkalarının istediği bir insan olarak hayatını sürdürür. Hayatında gerçekten yaşadığını hissettiği sadece tek anısı vardır. Maria Puder’lin aşkıyla dolu olan anılarını günlüğüne yazar ve artık bu dünyadan ayrılma zamanı yaklaştığında günlüğünü yakması için genç iş arkadaşına ricada bulunur. Genç adam ise Raif Efendi ile ilgili bu gizemi çözmek ve onu daha yakından tanıyabilmek için defteri okur. 

Aşk ve Gurur
Bu uzun soluklu romanın konusu 18. yüzyıl sonlarına doğru İngiltere´nin kırsal bir bölgesinde geçer. Jane Austen imzalı romanda, Bennet ailesi İngiltere’nin küçük bir kasabasında yaşar. Beş kızı olan bu aile maalesef erkek çocuğu sahibi olamaz. Bu yüzden orta halin biraz üstündeki yaşamlarında sahip oldukları her şey yeğenlerine miras kalacağından, tek dertleri de kızlarını evlendirmektir. Her şey yazın kasabadaki bir köşkün Bay Bingley tarafından kiralanmasıyla başlar. Arkasından zincirleme bir olay örgüsüyle “aşk” kendini gösterir ve ailenin tüm fertlerine bulaşıcı bir hastalık gibi geçer. 

Kamelyalı Kadın
1852’de kaleme alınan Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas Fils'in gençliğinde yaşadığı gerçek bir aşkın dokunaklı ve yürek burkucu hikâyesi. Gerçek Kamelyalı Kadın, Marie Duplessis, 11 ay boyunca Dumas'nın metresi olur. Romanın kahramanı, Marguerifc Gaultier ise Parisli bir kibar fahişe olarak çıkar karşımıza. 19. yüzyıl Paris'inin soylular dünyası, elit tabakadan genç bir adamın bir fahişeyle yaşadığı aşkı ile sarsılır. Üstü örtülen tüm gerçekler ortaya çıkar.

Anna Karenina
1870’te yayımlanan Tolstoy’un kült eseri, romanın başkahramanı ile aynı adı taşımaktadır. Anna Karenina, Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir kadındır. Kocası ise önemli bir devlet memurudur. Anna Karenina’nın monoton bir evliliği ve çok sevdiği çocukları vardır. Bir gün ağabeyi ve yengesini barıştırmak için Moskova’ya giden Anna’nın hayatı, orada tanıştığı yakışıklı genç Vronski ile birdenbire değişir. Yasak aşk dur durak bilmez ve genç kadın kocasına itiraf edip sevgilisiyle İtalya’ya kaçar. Toplumsal baskı ile ruh durumu bozlan Anna’yı zorlu günler beklemektedir. Birçok ülkede beyaz perdeye taşınan Anne Karenina’da okuyucuları etkileyici bir son beklemektedir. 

Notre Damm de Paris
Victor Hugo’nun 1831’de yazdığı eserin hikayesi, Claude Frollo adlı papazın, katedralin önünde bir bebek bulmasıyla başlar. Çok çirkin ve kambur bir bebek olduğundan ona Fransızca'da "eksik-tamamlanmamış" anlamına gelen Quasimodo ismini verir. Yaşı ilerledikçe Quasimodo katedralde zangoçluk görevini alır. Bir süre sonra zilin sesi nedeniyle sağır olur. Günün birinde Esmeralda adında bir kızla tanışır. Esmeralda genç ve güzel bir kızdır. Quasimodo'nun ona aşık olmasıyla olaylar karmaşık bir hal alır. Çünkü Papaz Claude Frollo da Esmeralda'ya bu tür duygular besler. Esmeralda ise özgür ruhlu ve çapkın bir şair olan Gringoire ile evlenir. Tüm dünyanın hayranı olduğu bu aşk sarmalı, yıllarca hafızalarda kalacak diyalogları ile klasikler arasındadır.

Son Düzenlenme Pazartesi, 14 Nisan 2014 12:07

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :