Cuma, 01 Ağustos 2014 14:54

Anneler hakem olunca...

Yazan Hanife Yaşar
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Annelerin evde çocuklarını ve eşlerini, işte çalışma arkadaşlarını hatta patronlarını yönetmekte üstüne yok. Bir spor müsabakasının hakemi gibiler çoğu kez. Bazı anneler bunu bir işe dönüştürüp gerçekten görev alıyor sahalarda.

Farklı spor branşlarında hakemlik yapan beş anneden öğrendiğimiz şu ki hakemlik kadınlar için gizli kalmış  ideal  bir iş alanı.  Hikâyelerini kendi ağızlarından dinleyelim…

RÖPORTAJ: HANİFE YAŞAR

“Hayatımı hakemlikten kazanıyorum”

Dilek Akdilek (45), Uluslararası Tenis Hakemi

Lise yıllarımdan beri önce profesyonel daha sonra amatör olarak tenis oynadım. 35 yaşından sonra Veteran Milli Takımı’na girip beş kez milli tenisçi hakem-.anneler-working-mother-trolarak görev aldım. O sırada bir reklam ajansında çalışıyordum. Aynı zamanda turnuvalarda birkaç kez hakemlik yapmıştım. Ve kortun bu tarafında olmak da çok hoşuma gitmişti. Çalıştığım şirket kapanınca, hakemliği tenisten kopmadan yapabileceğim bir iş olarak gördüm. 2004 yılında Tenis Federasyonu’nun hakemlik kursuna gittim ve resmen hakem oldum. Daha sonra yabancı dil avantajımı kullanıp 2010 yılında Uluslararası Tenis Federasyonu’nun hakemlik sınavını kazandım. Hatta bu başarıyla birlikte meslektaşım Esin Kıratlı ve ben Türkiye’nin ilk uluslararası kadın hakemleri olduk. Türkiye’de son yıllarda uluslararası tenis turnuvaları arttığından zamanımın tamamını bu işe ayırır oldum. Keza ulusal turnuvalarda da sık sık görev alıyorum. Çünkü çoğu hakem arkadaşımız ha- kemliği ek iş olarak yapıyor; bu nedenle her zaman uygun olmuyorlar. Yurt dışında turnuvaya gittiğimde evden uzak kalıyorum haliyle. En yoğun olduğum dönemlerde üç ay dönmediğim oldu. Ama artık yurt dışı işlerini dengede tutmaya çalışıyorum. İşin maddi kısmına gelince... Hayatımı hakemlikten kazanıyorum. Hatta standart bir ofis işinden daha çok getirisi olduğunu belirtmeliyim. 20 yaşında bir oğlum var. Aynı zamanda bekâr bir anneyim. Hakemliğe başladığımda oğlum henüz 10 yaşındaydı ve annem çok yardımcı oldu. Oğlumsa tenise pek sıcak bakmıyor; içten içe tenisin aramıza girdiğini düşünmüş olabilir. Bana göre yaşamımızın böyle şekillenmesi onun daha hızlı olgunlaşmasını sağladı. Bunu bir kazanç olarak görüyorum. Hakemlik sayesinde sürekli geziyor, iyi otellerde konaklıyorum ve en önemlisi tenisle iç içeyim. Ancak Türkiye’de her işte olduğu gibi bu camiada da kadınlar açısından büyük zorluklar var. En basitinden, kadın hakem sayısı az olduğu için, organizasyonlarda odada tek başıma kalmam onlara masraflı gelebiliyor. Bir erkekle aynı odayı paylaşmam bile istendi. Genel eksikliklerin başındaysa sosyal güvencemizin olmaması geliyor. Kadın ya da erkek hiçbir hakemin sigortası yok, ücretli çalışıyoruz. Sigortamı dışarıdan yatırarak emekli oldum. Ama çalışma saatleri de koşullar da ağır olabiliyor. Sıcak ya da soğuk fark etmiyor, kulede oturmak zorundayız. Diğer sporlarda olduğu gibi, oyuncuların ters tepkilerine de hazırlıklı olmamız gerekiyor. Tabii bunlar işin zorlukları ama uygun olduğumuz zamanlara göre iş alabilmemiz büyük avantaj. İster yarı ister tam zamanlı olsun, tenise ilgi duyan annelere hakemliği öneririm.

“Çocuklarım çok isteyince basketbol hakemi oldum”

Neşe Kıran (41), Basketbol Masa Hakemi & Atletizm Ulusal Hakemi,

hakem-anneler-working mother-tr18 yaşında Hasan ve Ersan adında ikiz erkek çocuklarım var. Basketbol hakemi olmamın asıl nedeni onlar aslında. Ancak hakemliğe ilgi duymam, eşimin de bu işi yapmasıyla başladı. Sosyalleşmek için 1999 yılında atletizm hakemliğine başladım ve spor dünyası beni içine çekti. 2005 yılında basketbolda hakemlik hakkını kazandıktan sonra masa tenisi, badminton ve motor sporlarını dahil ederek hakemlik alanımı beş branşa çıkardım. Şu anda atletizmle birlikte ağırlıklı olarak basketbola yönelmiş durumdayım. Aynı zamanda İstanbul Atletizm İl Temsilciliği’nde genel sekterim. Bir yandan da tekstil işindeyim, haftanın belli günleri oradaki işlerimi yürütüyorum. Dolayısıyla boş vakit yaratmakta zorluk çekiyorum. Çocuklarım küçük yaştan itibaren basketbolu çok sevdikleri için üşenmeyip onları her maça götürürdüm. Atletizm hakemi olmam onları mutlu ediyordu ama basketbolda da yer almamı çok istediler, ben de kırmadım onları. Çocuklarım benimle övündükçe basketbol hakemliğine dört elle sarılmaya başladım ve asli işime dönüştü. Spor salonlarında büyüdükleri için mi bilmem onlar da sporcu oldu. Teşvikiye Spor Kulübü’nde basketbol oynuyorlar. İlgi alanlarımızın aynı olması, paylaşımlarımızı da artırıyor. Ama aynı işin içinde olmamıza rağmen “Ya sakatlanırlarsa, moralleri bozulursa” deyip onların maçına çıkamıyorum. Müdahale edemeyip o masada oturmak zor gelir bana. Çocuklar küçükken atletizm deplasman yarışları için sıkça şehir dışına çıkıyordum. Bu dönemlerde teyzelerine götürüyordum onları. Ama be nedenle okuldan geri kaldıklarını fark ettim. Ve deplasmanlara gitmemeye başladım. Bu kadar yoğunluğa rağmen ne eşim ne de çocuklarım şikâyetçi olmadı. Zamanım kısıtlı olsa da onları hiç ihmal etmedim. Hâlâ bile evde yemeğimi kendim yaparım. Branşlara göre hakemlik ücretleri değişse de genelde federasyondan cüzi paralar alıyoruz. Özellikle atletizm az destek gören bir spor olduğundan koşulları da kısıtlı. Zaten sosyal güvence söz konusu değil, bu yüzden hemen herkes bunu ek iş olarak yapıyor. Bense hafta sekiz gün olsa sekiz gün de yapacak kadar seviyorum. Ailecek hepimiz halimizden memnunuz. Özellikle erkek annelerine önereceğim bir meslek hakemlik. Akıllarının bir köşesinde bulunsun.

“Yüzmede çoğunlukla kadın hakem var”

Gönül Kocaman (43), Yüzme Ulusal Hakemi & Atletizm Ulusal Hakemi

Hafta içi Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü İşletme Kontrolörü, hafta sonu da hakem olarak görev alıyorum. Yaklaşık 20 yıldır yüzme camiasındayım ve hakem-anneler-working-.mother-trulusal hakemlik yapıyorum. 10 yıldır atletizm dalında, 13 yıldır da güreş dalında ulusal hakemliğim var. Tabii yüzmeden onlara pek fırsat kalmıyor. Son beş yıldır Türkiye Yüzme Federasyonu İstanbul İl Temsilcisiyim. Federasyonun ve Gençlik Spor Hizmetleri’nin il faaliyetlerini düzenliyorum. İl yarışlarında daha çok dışarıda durmayı tercih ediyorum. Çünkü aileler genellikle çocuklarının hatasını görmek istemedikleri için kulüpleri aracılığıyla başhakeme itirazda bulunup bir üst merciye gitmek istiyorlar. İşte bu durumda ben devreye giriyorum. Eğer yarışın içinde olursam bu krizi çözme şansım olmuyor. Ancak ulusal yarışlarda sahada görev alıyorum. Hakemliğin hayatıma girmesi tam anlamıyla tesadüf sayılmaz. Spora karşı hep aşırı bir sevgim vardı. Okul hayatımda koşu branşıyla ilgiliydim ancak iş hayatı nedeniyle bıraktım. Yıllar sonra Gençlik Spor Müdürlüğü’nden arkadaşlarım vasıtasıyla hakemlik yapma kararı aldım. “Madem yaşım geçti, sporcu olamayacaksam da hakem olayım” dedim. Sürekli imkânsızlıklarla karşılaşsak da çok severek yapıyorum bu işi. Çünkü iyi sporcular yetiştirebilmek için birilerinin elini taşın altına koyması gerekiyor. Tüm bunların peşinde koşarken elbette çok yoruluyorum ama hiç şikâyetçi değilim. Bu tempo içinde ister istemez evden kopuş oluyor ama ailem bu konuda çok özverili. Biri dokuz, diğeri 12 yaşında iki oğlum var. Onlar da yüzmeye başladığı için çok mutluyum. Ama vakitsizliğim en çok onları etkiliyor haliyle. Mesela bugün beraberce pazar kahvaltısı yaptık diye öyle sevindiler ki... Çoğunlukla böyle bir fırsatımız olamıyor. İtiraf etmeliyim ki, burada tüm çocuklarla ilgilenip kendi çocuklarımı ihmal ettiğim oluyor. Babaları ve dedeleri benim açığımı kapatıyorlar bir şekilde. Eskiden uygunluğuma göre il dışına da gidiyordum ama öyle bir vakit yok artık. Yüzmede çoğunlukla kadın hakemler var. Federasyonun sunabildiği çalışma koşulları çok sınırlı ama federasyon başkanımız bize her konuda destek oluyor. Hakemler çok cüzi ücretlerle çalışıyor ve sosyal güvence de yok. Çünkü iş başına para ödeniyor. Aslına bakarsanız, kimse bu işi parası için yapmıyor. Yüzücü olmak için gelen çocukların harcadıkları zamanı ve emeği görüyoruz. Biz de onlara faydalı olduğumuzu görünce mutlu oluyoruz, hepsi bu. Ayrıca il temsilciliği fahri bir görev olduğundan kamu görevlileri de yapabiliyor, herkese açık bir alan.

“Neden bizden de bir Usain Bolt çıkmasın!”

Remziye (Reni) Sönmez (58), Atletizm Uluslararası Hakemi

hakem-anneler.-working-mother-tr1989 yılında Bulgaristan’dan göç etmeden önce milli atlettim. 1974 yılında yılın sporcusu seçilmiştim. 100 metre, 200 metre ve uzun atlamada yarıştım. Çok fazla derecem olduğu için Bulgaristan’da hakemlik hakkı kazanmıştım. Zorunlu göç sırasında oğlum 10, kızım 13 yaşındaydı. Türkiye’ye geldikten sonra Bulgarca ve Rusça tercümanlık yapmaya başladım. 1994’teyse bir iş kazası sonucu maalesef eşimi kaybettim. 1996’da eski atlet Mecit Çetinkaya ile tanıştım. Onun vasıtasıyla Bulgarca olan tüm evraklarımı Türkçeleştirip noterden işlemlerimi tamamladık. Türkiye Atletizm Federasyonu da benim başarılarımı geçerli görüp hakemliğimi onayladı. Daha sonra sınava girip uluslararası hakemliği de kazandım. Şu anda da asli işim tercümanlık; hakemliği ek iş olarak yapıyorum. Zamanım olduğu sürece her yarışta görev almaya çalışıyorum. Tabii çocuklarım büyüdüğü ve annelik sorumluluklarım da azaldığı için tüm zamanımı daha rahat ayırabiliyorum bu işe. Onlar küçükken de hep devam ettim, bana çok destek oldular. Artık anneanneyim; biri 16 yaşında diğeri beş aylık iki torunum var. Çocuklarımı sporcu yapamadım ama büyük torunum Fransa’nın Metz takımında basketbol oynuyor. Geçtiğimiz ay Atletizm Hakemleri ve Mensupları Derneği Başkanı seçildim. Henüz yeniyim ve çok heyecanlıyım. Uzun yıllar spora gönül vermiş biri olarak 2013 yılında Sofya’da düzenlenen İşitme Engelliler Olimpiyatları’nda görev alan ilk Türk hakem olmak da beni ayrıca gururlandırdı. Ancak Türkiye’de atletizmin hak ettiği ilgiyi görememesi çok üzücü. Oysa atletizm her sporun temelidir. Bu noktada okullardaki beden eğitimi öğretmenlerine çok iş düşüyor. Eğilimi olan çocukları yönlendirmeliler. Yoksa neden bizden de bir Usain Bolt çıkmasın! Bu işin heyecanı bambaşka. Çekirdekten atlet olduğum için, yarışı başlatan silah sesiyle çocuklarla koşuyorum aslında. Umarım bu dünyadan ayrılma vaktim geldiğinde sahada olurum, o kadar çok seviyorum. Bu işi yapmak için benim gibi eskiden sporcu olmaya da gerek yok.  Hakemlerimiz içinde daha önce spor yapmamış birçok kadın var. Ama hem kendilerine, hem de o sporcu çocuklara fayda sağlıyorlar bu şekilde. Evde oturup çay partilerine gideceklerine bu işi yapıyorlar.  Onlara çok saygı duyuyorum. Umarım ilerleyen yıllarda kadın hakem sayısı artar.Hatta belediyeler teşvik etmek  için ücretsiz hakemlik kursları verebilir.  Annelerin sporla daha çok ilgilenmesi çocuklarının da ilgi duymasını sağlar. Belki içlerinden biri büyük bir yetenek olur…

“Hakemlik kursuna başladığımda hamileydim”

Neslihan Çelik (36) Ulusal Kürek Hakemi

Uzun zaman önce kürek sporuyla ilgilenmeye  başladım  ver aktif kü- rekçiydim.  Ama iş hayatına girince, küreği bırakmak zorunda kaldım. Halbuki  hakem.-anneler-working-mother-trüniversitede kürek antrenörlüğü  okumuştum. Sonra beden eğitimi öğretmenliği yapmaya başladım ve hâlâ da yapıyorum. Ama bu dönemde kürekten uzak kalınca çok özlediğimi fark ettim ve sporcu olmasam bile o ortamın içinde yer almak istedim.  Böylece hakemlik  serüvenim başladı. Beş yıldır kürek hakemliği yapıyorum. Kursa başladığımda şu anda beş yaşında olan kızım Can Rüzgar’a hamileydim. Şimdi Deniz Atahan adında bir yaşında bir de oğlum var. Kürek sporu hayatımı değiştirdi. Üniversitedeki branşımdan dolayı kürek antrenörlüğü de yapabiliyorum ancak öğretmenliği tercih  ettim ve hayatımı bu işten kazanıyorum. Hakemlikse bir ek iş benim için; hatta  hobi. Görev aldığımız zamanlarda bir ücret alıyoruz ama çok küçük meblağlar  olduğu için aile bütçesine katkı sağladığını söyleyemem.  Bu işi çok sevdiğim için yapıyorum. Maalesef federasyon hakemlere sosyal güvence sağlayamıyor.  Zaten bir sezonda  en fazla üç görev düşüyor her hakeme.  Hakemlik  yapan herkesin asli işlerinden dolayı sosyal güvencesi olduğu için sorun  olmuyor. Çalışma koşullarımızsa yağmur yağ- madığı ya da hava çok soğuk olmadığı müddetçe zor değil. Genellikle su üzerinde oluyoruz  ve hakem teknelerinin üzeri kapalı değil. Ama her işin belli bir zorluğu var sonuçta… Yarışlar çoğunlukla  iki gün ve hafta sonları  oluyor, bazen cuma gününe de denk gelebiliyor. Dolayısıyla bu işin kadınlar için gayet ideal bir iş olduğunu düşünüyorum. Elbette benim en büyük avantajım annemin ve eşimin bana destek olması. Yarış günlerinde annem çocuklarla  ilgilen- mese, değil kürek hakemliği, hiçbir şey yapamazdım. Kızım da spora ilgi duyuyor  ve iki yıldır jimnastik yapıyor. Aslında tenisi daha çok seviyor ancak ikisini birden yürütmesi çok zor. Ben de bu yaş grubundaki  çocukların ilk önce jimnastik eğitimi almaları  taraftarıyım. O nedenle tenisi  biraz erteledik. Sporla ilgilenmesinde hakem olmamın etkisi var mı bilemiyorum; sonuçta annesi de babası da eski sporcu...

 

Son Düzenlenme Cuma, 01 Ağustos 2014 15:31
Bu kategoriden diğerleri: « Budapeşte'de iş hayatına dair

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :