Çarşamba, 06 Şubat 2013 10:59

Çocuklarım beni rock star gibi görüyor!

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bu yıl 23-28 Ekim arasında gerçekleşen ‘TEB BNP Paribas WTA Championships İstanbul Tenis Turnuvası’nda dünya tenisinin en iyi kadın oyuncuları yarışacak. Öncesinde İstanbul’a gelen WTA Başkanı ve CEO’su Stacey Allaster ile görüştük.

Ece KOÇAL

 

staceyrop3Neredeyse yılın yarısını iş seyahatinde geçiriyor. Dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinin CEO’su. Evli ve iki çocuğu var. Stacey Allaster, sıcak bir yaz günü Four Seasons Bosphorus’ta hayatının tüm bu ilgi çekici ayrıntılarını anlattı.

Dünyada spor alanında en güçlü kadınlarından birisiniz. Nasıl bir his bu?
Sporun en güçlü kadınlarını sonbaharda İstanbul’daki WTA Şampiyonası’nda göreceğiz asıl! (gülüyor) Küresel sporda büyük etki sahibi biri olduğuma şüphe yok ve bu benim için büyük bir ayrıcalık, zira rüyalarımın mesleğini yapıyorum. Hayalim gerçek oldu.

Bunun hayalini kurmaya ne zaman başladınız?
WTA’in Başkanı ve CEO’su olma hayalini kurmadım. Ama aşağı yukarı 18 yaşımdayken spor dünyasında organizasyon yapmayı hayal ettim. Yani ne yapmak istediğimi çok erken yaşta keşfettim ve bu doğrultuda çalıştım. O zamandan itibaren federasyonla yerel tenis turnuvaları düzenledim; Toronto’da kadınlar ve erkeklerde Açık Tenis Turnuvası’nı yürüttüm. Sonra uluslararası organizasyonlara geçtim. Dünyanın en büyük tekli profesyonel kadın turnuvasını düzenledim, ‘sadece kadınlar’ etkinliğine (WTA) 150 bin seyirci katıldı.
Yani işimde iyiydim (gülüyor). Dolayısıyla 2006’da iş teklif ettiler. İkinci pozisyon boştu. Sanırım o zamanlar bir gün başkan ve CEO olabileceğimin farkındaydık. Her şey hızlı gelişti, üç yıldır bu pozisyondayım ve her günü benim için bir gurur kaynağı.

Aynı zamanda iki çocuk annesisiniz ve bu iş için ailecek ülke değiştirdiniz. Buna nasıl karar verdiniz?
Bunlar, eşim John’la benim için bir aile kararıydı. Toronto’daki evimizden ABD’ye taşındık. Özellikle benim seyahatlerim yüzünden fedakârlık yapmamız gerekti. Ben bunları başarabildim, çünkü eşim ailemiz için kendi kariyerinden vazgeçti. Çocuklarımızla, ihtiyaçlarıyla, eğitimleriyle ilgileniyor. Sağlıklı ve mutlu olmaları için çabalıyor. Evden ayrıldığımda ailemi acayip özlüyorum, hatta bazen aşırı duygusallaşıyorum. Ama hiçbir zaman çocuklarım için endişelenmem gerekmedi. Kafam hep rahat olduğu için, evden uzakta olduğumda bütün enerjimi işime verebiliyorum. Bunun yanı sıra ailenin öncelikli olduğunu unutmamak gerek. Örneğin iki haftalık Roland Garros’un ilk haftasına katılmadım; çünkü taşınıyorduk ve ailemin bana ihtiyacı vardı. Bazı oyuncular ilk hafta bu turnuvada bulunmadığım için bana bozuldular. Buna rağmen birinci hafta ailemin yanında oldum, ikinci hafta Paris’e geçtim. Bu bir denge. Önemli olan ne zaman ailenin, ne zaman işin ön plana geçmesi gerektiğini bilmek. Bu durum, bazen eşimle aramda gerilim yaratıyor ama hallediyoruz.

Çocuklarınız sizin seyahatte, eşinizin evde olmasını nasıl karşılıyorlar?
Jack 10 yaşına, Alexandra 8 yaşına basacak. Onlara göre baba evde kalıp onlara bakar, anne de işe gider. Başka bir hayat tanımıyorlar. Bana hep “Anne, sen ne zaman evde kalacaksın da babam işe gidecek?” diye soruyorlar (gülüyor). Oğlum duygusal, sanata yatkın bir çocuk; müziği ve resmi seviyor. Sporla arası yok. “Sporu sevmiyorum anne” dediğinde, “Tamam, sorun değil, sevmek zorunda da değilsin ama bir şekilde her gün kalbini çalıştırmalısın. Bu bisiklete binerek veya arkadaşlarınla koşup oynayarak da olabilir” diyorum. Şu anda en çok hoşuna giden aktivite bale. Alexandra ise tam tersi. Çok rekabetçi ve kendine güvenli. Altı ayda bir yaptığı sporu değiştiriyor. Yeni bir şeyler denemek istiyor, hepsi de erkeklerin yaptığı sporlar. Buz hokeyi, beyzbol, lakros, flag futbolu (Amerikan futbolunun bir türü) oynadı.

Ne sıklıkta seyahat ediyorsunuz?
Yılda ortalama 150-160 gün seyahatte oluyorum. Seyahat tempomun iniş çıkışları oluyor, hatta şu anda bir ‘çıkış’ yaşıyorum. Grand Slam’ler döneminde yolculuklar artıyor. Örneğin, iki hafta önce Londra’ya gittim, bir hafta evde kaldım, sekiz gün Paris’e gittim, şimdi iki gün için İstanbul’dayım, dört günlüğüne eve uğrayacağım, sonra Londra, ev, Newport, ev, Londra, ev, Montreal vesaire... İşte bu noktada ‘kurumsal sporcu’ olarak nitelediğim üst düzey yöneticinin fiziksel metanetinin önemi ortaya çıkıyor. Böylesi bir seyahat hızına dayanabilmek için kendime iyi bakmam, yediklerime dikkat etmem, iyi uyumam ve egzersiz yapmam lazım. Kendimi bu konuda disipline etmeye çalışıyorum ama her zaman başarılı olduğumu söyleyemem. Bu özeni göstermezsem, hem bedensel anlamda hem de yönetici olarak bu tempoyu kaldıramayacağımı acı bir tecrübeyle öğrenmiştim. Seyahatlerin süresi uzadığında, zaman zaman çocukları da yanıma alıyorum. Bazen çok güzel geçiyor ama bazen de yanımda oldukları halde onlara zaman ayıramayınca kendimi daha suçlu hissediyorum. Çünkü akşam 10’da eve döndüğümde yemek yiyoruz, sonrasında onlar hâlâ oyun oynamak istiyor oluyorlar.

İki seyahat arası bir gününüzü evinizde geçirdiğinizde, o günü nasıl değerlendiriyorsunuz? Herhalde öğlene kadar uyuma lüksünüz olmuyordur...
Bir örnek vereyim: Çoğunlukla jet-lag yüzünden erkenden uyanıyorum, işe gitmeden çocuklarla biraz oynuyorum. Ofise gitmeden önce çocuklara “Ben şimdi dört beş saat işe gidiyorum, sonra eve döneceğim” diye durumu açıklıyorum. İki seyahat arası işler birikmiş oluyor ama elimden geldiğince toparladıktan sonra eve dönüyorum. Aslında böyle sıkışık zamanlarda, gerektiğinde birkaç günlük aile tatilleri ayarlıyorum. Tatilde, çocukların uyanma saatinden önce kalkarak yazışmalarımı hallediyorum.

Seyahat etmek hoşunuza gidiyor mu?
Hayır. Bu tamamen iş. Hep daha çok otel odası, daha çok toplantı salonu, daha çok saat farkı… O yüzden, eve döndüğümde hiç seyahat etmek istemiyorum. Tatil için seyahate çıkmıyoruz. Florida’da birçok plajımız var. Uçağa binmeye gerek olmadan, bir saatlik araba yolculuğuyla evden uzaklaşıp tatil mekanına varabiliyoruz.

Bazı anneler bu tip yaşam tarzından suçluluk duyuyorlar. Siz nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
Ben de tabii ki suçluluk duyuyorum, ama kendimi harap etmiyorum. Suçluluk duygusuyla baş etmeyi öğrendim.

STACEYHABERDETAYNasıl yaptınız?
Bu herkesin kişisel yolculuğu, herkes kendi yolunu bulmak zorunda. Öncelikle hayır demeyi ve bunun için suçluluk duymamayı öğrenmek gerekiyor. Ve iş, eninde sonunda öncelikleri belirlemeye geliyor. Ben ne yapıyorsam ailem için yapıyorum. WTA’in başkanı ve CEO’su olmak, insanın hayatta bir kez karşısına çıkacak türden bir fırsat. Elbette kişisel olarak büyük tatmin veriyor. Aynı zamanda çocuklarıma istediğim gibi bir hayat yaşatmak için fırsat tanıyor. Elbette bazı fedakarlıklarda bulunmamız gerekiyor; örneğin eve döndüğümde eşim akşam yemeği için dışarı çıkmak isteyebiliyor. Halbuki ben zaten bütün gün dışarıda olduğum için çıkmak istemiyorum, tek istediğim ailemle vakit geçirmek oluyor. Böyle durumlarda teklifi reddedebiliyorum. Reddettiğim için kendimi suçlu hissetmemeyi de öğrendim. Kadın olarak sürekli karşımızdakini mutlu etme eğilimindeyiz, bizim DNA’mızda var bu. Oysa önceliğimiz kendimizi ve ailemizi mutlu etmek olmalı. Bunu öğrenmek epey zaman alıyor.

Annenin çalışıp babanın evde çocuklara bakması Türkiye’de çok yaygın değil. Hatta hoş karşılanmayabilir bile... ABD’de durum nasıl? Siz bu kararı verirken toplumsal anlamda bu bakımdan endişe duydunuz mu?
Kuzey Amerika bu bakımlardan biraz daha ileride. John’un evde kalıp çocuklarla ilgilenmesi nispeten daha normal. Ama John’un da çok kendine güvenli biri olduğunu söyleyebilirim. Kim ne derse desin aldırmaz, onun için önemli olan ailenin iyiliği. Ben dünyayı çok dolaşıyorum, zaman zaman John seyahatlerime katıldığında tanıştığımız insanlar “Siz ne işle uğraşıyorsunuz?” diye soruyorlar. Evde kalıp çocuklarla ilgilendiğini duyunca çok şaşırıyorlar.

Öte yandan, Kuzey Amerika’da boşanma oranı yüzde 50. Bu, inanılmaz bir şey. Evde kendileriyle ilgilenen birinin olmaması çocuklar için çok zor. Dolayısıyla biz de, birimizden birinin evde kalıp çocuklarla ilgilenme işini üstlenmesi gerektiğine karar verdik. Zamanla bunu kabul eden kültürler artacaktır.

CEO’luk sonrası yaşamınızla ilgili planlarınız neler?
Yılda 150-160 günü seyahatlerde geçirmek gerçekten zor. Yapmak istediğim başka şeyler var. Çocukların ergenlik dönemine girdikleri ve çevrelerinde beni pek görmek istemedikleri zaman, aslında benim çocuklarla daha çok birlikte olmak istediğim zaman. Çünkü çok duygusal bir döneme girecekler. Eğitimle uğraşmayı ve gelecek nesillere bir şeyler yapmayı da istiyorum. Part-time eğitmen olarak NBA spor pazarlama programında çalışmak gibi. Ayrıca toplumuma da bir şeyler katmak istiyorum. Ekonomik durumlarından bağımsız olarak tüm çocukların spor imkanına kavuşmasını sağlamak istiyorum. Ben, hayatımda elde ettiğim her şeyi, spora borçluyum.

Sizin gibi çalışan annelere veya sizin gibi olmak isteyen kadınlara ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Genç profesyonellere, tutkularıyla ilgili bir yol çizmelerini öneririm. Yaptığınız şeyi sevmelisiniz. Şansıma, ben ne istediğime çok erken karar verdim. Buna rağmen kolay olmadı. Tennis Canada ilk iki başvurumda beni işe almadı, ama üçüncüde kabul edildim. Dolayısıyla pes etmemeliler. Hiçbir şirketin size bir borcu yok, sizin kendinize borcunuz var, kendi yolunuzu kendiniz bulmak zorundasınız. Mücadele okul bittiğinde başlar ve bu, hayat boyu sürecek bir öğrenme sürecidir. Başarılı olmak için rekabetçi olmalı, diğerlerinden daha iyi olmayı hedeflemeliler. Bu da kendini geliştirmekle mümkün.

Bu yolculukta kadın olmak bir dezavantaj mı?
Sanırım ben daha çok yaşımın genç olmasından dolayı dezavantajlı oldum. 30’lu yaşlar üst düzey yönetici olmak için çok erkendi; bundan dolayı çok öfke yaşadım. Başkan ve CEO olduğumda karşılaştığım soru “İki tane çocuğun var, bu işin altından nasıl kalkacaksın?” oldu (gülüyor). Dolayısıyla bunu başarmak benim için önemliydi. Gelecek nesillere örnek olduğumu düşünüyorum.

Çocuklarınız ne düşünüyorlar? Size hayranlar mı?
Henüz küçükler, o yüzden beni hâlâ rock star gibi görüyorlar (gülüyor)! Açıkçası, ne yaptığımı tam olarak anlayabildiklerini düşünmüyorum. Ama öğretmeye çalışıyorum. Nisanda Carolina Eyaleti’nde ‘Original Nine’ (Orijinal Dokuz) ile birlikteydik. Bu dokuz kadın, erkeklerden oluşan düzene hayır deme cesaretini gösteren kişilerdi. Çocukları götürdüm; neler yaptıklarını anlattım. Afrikalı, Amerikalı, Asyalı, erkek, kadın, beyaz, siyah, herkesin eşit olduğunu öğretiyorum. Sanırım yaptığım işin bunlarla ilintili olduğunu anlıyorlar.

Tenis zengin sporu değil!

staceyropWTA bu yıl ikinci defa İstanbul’da düzenleniyor. Sizce Türkiye ve buradaki gençler üzerinde nasıl bir etkisi oluyor?
Türkiye Tenis Federasyonu ve Spor Bakanlığı ile birlikte çocukları tenise özendirebilmeyi umuyoruz. Tenis vücuda ve zihne iyi geliyor, fazla zaman almıyor, pahalı değil. Bir rakete ve spor ayakkabıya ihtiyacınız var sadece. Dört yaşında da oynayabilirsiniz, 84 yaşında da... Türkiye’nin yıldızı olmak isteyecek genç oyuncuların dikkatini çekmeyi hedefliyoruz. İnsanların, çok çalışmış, hayallerini gerçekleştirmiş oyunculara bakarak ilham alacaklarını umuyoruz.

Tenisin pahalı olmadığını söylediniz ama Türkiye’de tenis zengin sporu olarak biliniyor.
Tenis her zaman zengin sporu olarak algılanmıştır. Çıkış noktası orasıdır zaten. Büyük organizasyonlara baktığınızda halen bu atmosferin korunduğunu görürsünüz. Ama hiç de zengin bir aileden olmayıp bu sporu yapmış biriyim ben. Kuzey Amerika’da tenisi yaygınlaştırmaya, okullara, hatta çocuk parklarına sokmaya çalışıyoruz. Bir basketbol sahasında bile oynanabilir. Ağ gerekir, tenis raketlerini ucuzlaştırmak gerekir. Türkiye Tenis Federasyonu’nun da bu imajı silmek istediğini biliyorum. Çünkü gerçekten pahalı bir spor değil ve en iyi oyunculara baktığınızda çoğunun zengin ailelerden gelmediğini görürsünüz. Profesyonel olmak para gerektirir ama bu her spor dalı için aynıdır.

Hem profesyonel tenisçi hem anne olmak mümkün müdür, bunu başarmak için ne Kondisyon! Yılın 40 haftasını seyahatte geçiriyorlar ve kortta en zor mücadeleleri veriyorlar. Dayanmak için sağlıklı ve enerjik olmaları gerekir. Rekabetçi, cesaretli ve kendine güvenli olmalılar. Kazanmayı istemeli ve pes etmemeliler. Zeki olmalılar. Yıldız tenisçiler olması önemli mi? Mesela burada herkes Maria Şarapova’yı tanıyor. Bu iyi bir şey mi?
(Gülüyor) Elbette. Başarımızın arkasında yıldızlar var. Hem kortta hem de kort dışında kadınlara örnek oluyorlar. Maria, Serena, Venus, Caroline’yı dünyanın her yerinde insanlar tanıyor ve tenis oyuncusu olduklarını biliyorlar. Yani tenis için iyi bir şey.

Kortlarda kadın-erkek eşitliği

Grand Slam’lerin dördünde de kadın ve erkek oyunculara eşit miktarda para ödülü verilmesi konusunda ‘etkili’ olduğunuzu okuduk. Bu adaletsizliği düzeltmek zor oldu mu?
Billie Jean King, WTA’i dokuz cesur kadınla birlikte kurdu. Amaç, sadece kadın oyuncuların katıldığı bir turnuvanın ticari bakımdan diğerleri kadar başarılı olabileceğini göstermekti. 1970’te bu yola çıktıklarında, Kaliforniya’daki turnuvada erkek oyunculara 12 bin dolar ödül verilirken, kadınlara 2 bin dolar ödül sunuldu. ‘Bu haksızlık, doğru değil!’ dediler ama bu durum o tarihten 2007’ye kadar sürdü. Amerika Açık 70’lerde eşit ödül vermeye başladı.
Aynı eşitlik düzenine 2001’de Avustralya Açık katıldı. Wimbledon ve Roland Garros ancak 2007’de eşit ödüle geçti. Bu çok önemli bir şey, çünkü dünyaya kadınlara eşit davranılması gerektiği mesajını veriyor. 128 erkek, 128 kadın oyuncu var ve hazırlanmak için aynı derecede sıkı çalışıyorlar; dolayısıyla doğru olan eşit muamele görmeleridir.
Sizce iş dünyasında da böyle eşitlikçi bir değişim mümkün mü?
Ben tenis kortlarında eşitliği savunuyorum, aynı kavga büyük şirketlerde de var. Dünyadaki 500 şirketin sadece 18’inin CEO’su kadın. Billie Jean King, “Her taraftan geliyoruz ama yapılacak daha çok iş var” derdi. Benim için bu pozisyon, aynı anda başarılı bir iş kadını, iyi bir anne, iyi bir eş olabileceğimi ve başkalarına da bunların hepsini aynı anda başarmanın mümkün olduğunu göstermek açısından önemli.

Sizce iş dünyasında da böyle eşitlikçi bir değişim mümkün mü?
Ben tenis kortlarında eşitliği savunuyorum, aynı kavga büyük şirketlerde de var. Dünyadaki 500 şirketin sadece 18’inin CEO’su kadın. Billie Jean King, “Her taraftan geliyoruz ama yapılacak daha çok iş var” derdi. Benim için bu pozisyon, aynı anda başarılı bir iş kadını, iyi bir anne, iyi bir eş olabileceğimi ve başkalarına da bunların hepsini aynı anda başarmanın mümkün olduğunu göstermek açısından önemli.

Tenis oyuncusuydunuz, sonra bir tenis organizasyonunda CEO oldunuz. Hangisi sizin için daha heyecan verici?
Evet tenis oynadım; hem de çok iyi bir kulüp oyuncusuydum ama kortlarda şampiyona seviyesine ulaşacak kadar yetenekli olmadığımı biliyordum. Sporcu olmakla spor alanında yöneticilik yapmak arasında pek çok paralellik var. Bence spor çocuklar için çok faydalı; çünkü disiplinli olmayı, amaca yönelik çalışmayı, hatalardan ders almayı ve yeniden ayağa kalkmayı öğretiyor. CEO olunca, hızlı çalışmayı sürdürebilmek için sağlıklı bir vücuda, sağlıklı bir kalbe ve yüksek enerji seviyesine ihtiyacınız var. Bu nedenle CEO’lar birer ‘kurumsal sporcu’dur aslında...

staceyfamily

Stacey Allaster ile yaptığımız röportajın videolarını izlemek için bir tıklayınız.

Son Düzenlenme Salı, 02 Nisan 2013 18:08

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :