Pazar, 08 Eylül 2013 17:45

Kariyerin ötesindeki gizli annelik

Yazan Handan Güçyılmaz Günay
Öğeyi Oyla
(3 oy)

Turkcell’in genel müdür yardımcısıyken, bir o kadar daha önemli sorumluluğun altından kalktı: Peryön’ün ilk kadın başkanlığını yaptı.


Halen bu derneğin başkan yardımcılığı görevini sürdürüyor. Onun en önemli titri ise bence Sarp Kocabaş’ın annesi olması... Selen Kocabaş, söyleşi konuğumuz oldu.

Fotoğraf: Can Altıel Çıblak

Selen Kocabaş’ın, Turkcell’de geçirdiği 10 koca yılda uzun mesaileri ve doğru işlere odaklanmasıyla tanınan iş kadınlığı yönüyle evdeki hali arasındaki farkları merak ettik. Selen Kocabaş, anneliğe yönelik sorulara ilk kez Working Mother için cevap verdi.

“Hep sınırları zorlayan biriyim”

Turkcell’de sorumlu olduğun genel müdür yardımcılığı pozisyonunun iş tanımı nedir? Hangi alanlar içini doldurur? 
İki işimiz var. Birinde bireylere yönelik çözümler ve hizmetler sunuyoruz, diğerinde kurumlara yönelik çalışıyoruz. Turkcell’in 470 bin kurumsal müşterisi bulunuyor. Güzel, geniş bir ekibimiz var. Sahada 1850, çağrı merkezinde 1000’in üzerinde çalışanımız faaliyette. Türkiye’nin kobi cenneti olması nedeniyle potansiyel çok büyük. Bu nedenle Turkcell’in satış ekibi Türkiye’nin farklı yerlerinde konumlanmış durumda. Artık biz sadece bir GSM şirketi değil, teknoloji ve iletişim şirketiyiz. Firmaların ihtiyaçlarını anlayıp onlara teknolojik çözümler sunmayı hedefliyoruz.

 

Selen Kocabaş röportajımızı izlemek için tıklayın!



Öğrencilik döneminde çalışma hayatıyla, profesyonelliğe geçer geçmez de annelikle tanıştın. ‘Kariyer de yaparım çocuk da’ klişesinde kendi hikâyeni anlatır mısın?

Nedendir bilinmez, okurken dahi bir şekilde çalışma güdüsü hep hayatımın içinde yer aldı. Daha lisede öğrenciyken Fransızca ve İngilizce ders verdim. Üniversite de öyle oldu. Yaz dönemlerinde birçok organizasyon firmasıyla çalıştım. Üniversiteden mezun olduğumda ne yapacağım henüz net değildi. Murat’la okuldan arkadaştık ve evlendik. Şimdi dönüp baktığımda, çocuk yaşta, 24-25’te evlenmişiz. Birkaç sene sonra da oğlan geldi.

“Sarp bana sabrı öğretti”

Oğlun kafandaki kurguya uygun bir bebek miydi? Sana neler öğretti?

Sarp, ismi gibi sağ olsun. Bebekliği de hiç kolay olmadı. Çok bilirim ona bir şeyleri yaptırmak için karşısında öyle yanaklarımın içini ısırarak beklediğimi. Ben çalışkan, dinamik, sonuç odaklı ve hızlıyımdır, bilirsin, ama sabırlı biri değilim. Sarp bana sabrı öğretti. Maalesef kafamızda bir kurgu var ve çocuğun da o kurguya uymasını istiyoruz. Yok öyle bir şey tabii. Biz beraber büyüdük, olgunlaştık diyebilirim. Yeni nesil “O ne der, bu ne der” diye de düşünmüyor. Mesela, babam kızım sana çok güveniyorum ama etraf kötü derdi. Yani bir mahalle baskısı vardı. Ben de bunu hisseder, ona uygun davranırdım. Ama şimdikiler gönüllerinden geçeni ifade ediyorlar. Ben de bunu oğlumdan öğreniyorum. Bunlar Sarp’ın bana kattıkları.

Ev hayatındaki ve iş hayatındaki başarı ve mutluluk yönetilebiliyor mu?

Sınırları zorlayarak, ekip uyumu ve çalışmasıyla yönetilebilir diyebilirim. Eşim Murat hep “Selen durum budur, kabullen, yani zorlama fazla” der, ama ben sınırları zorlamayı seven biriyim. Hayatta bir adım öne geçebilmek için sınırları zorlamak gerektiğine inanırım. Ekip çok önemli tabii. Bizim iş yerinde de Peryön’de de iyi oturmuş ve paylaşan bir ekip var. Evdeki durum da öyle: Ben sahneden çekildiğim an yerime geçecek iyi rol model eşim Murat oldu. Annemden de destek alıyorum. Murat iyi bir dengeleyici unsurdur. Her noktada mükemmel olunmuyor, mükemmelliği aramamak lazım. Oğlumun da bir hayatı var ve o da orada birtakım şeyleri yapmak istiyor. Bir gün eve geldim, Sarp’a bir şey sordum. Bana “Anne ben senin çalışanlarından biri değilim” dedi. Eyvah dedim, ben çalışanlarıma acaba böyle mi davranıyorum? Fikrini almadan kendi bildiğimi mi okuyorum?

Kadın olarak renginin mor olduğu aşikar. İş kadını olarak da gri olduğunu düşünüyorum. Siyahları ve beyazları olmayan bir yönetici profilin var. Peki anne olarak rengin ne olabilir?

İkisi de diyebilirim. Şimdi çocuğumlayım, böyle davranmalıyım demiyorum. Nasıl gerekiyorsa öyle davranıyorum. Zira bundan iki yıl önce ergenliğinde daha da zorlandığımız dönemler oldu. Düşüncelere karşı onun da düşünceleri var. En sonunda dedim ki “Sarp bak, üzülüyorum. Ben duygularımı paylaşıyorum seninle. Ne yapıyım edeyim, bilmiyorum?” Baktım bu böyle gitti geldi. “Sana bir çikolata getiriyim mi?” diye sordu. Biliyor üzülünce çikolata yediğimi. “Sütlü mü olsun bitter mi? Fıstıklı da var” dedi. Baktım ki iletişim kurmak istiyor.

Kadın olarak pek çok çemberi elimizde çevirmemiz gerek. Eş, anne, evlat, iş kadını, kardeş ve kız arkadaş olarak mesela. Süper anne rol modeli olmak isteyen anneler de var. Süper anne olmak sıkıcı değil mi?

Bence de sıkıcı. Hayat tercihlerden ibaret. Bundan birkaç yıl önce, aynı zamanda danışanı olduğum, koçluk hizmetini aldığım bir arkadaşım “Selen sen busun. Nereye gidersen o yoğunluğu götürürsün, bunu sen istiyorsun, yoğunum diye dert yanma” dedi. O zaman çok kızmıştım kendime. Ama ben resimden çekildiğim anda o rolü Murat alabiliyor. Öyle de olması gerekiyor. Yokluğumu hiç hissettirmiyor.

“Başarısıyla da başarısızlığıyla da o benim oğlum”

Oğlunla sevdiğin, benzeşen yönleriniz var mı?

Ben fazla empati kurarım, bilirsin. Ortamdaki enerjiyi alırım. Oğlum da öyle. Eve gelince elektriği hisseder ve doğru pozisyonlanır. Mesela Murat’la kavga etmişiz, ikimiz de ayrı köşelerdeyiz, Sarp hemen fark edip ortalığı yumuşatır. Bunu çok severim. Sabırsızlığı da bana benziyor. “Ya Sarp bu şöyle, şu şöyle” dediğimde, “Anne ben Sarp’ım, Selen değil!” diyor. O hallerini de seviyorum. Kendinden emin. Güçlü ve zayıf yönlerini biliyor ve seviyor. Kendisini geliştireceği yönlerini biliyor. Hayatta benim ona verebileceğim en değerli şey, eğitim ve kendini tanımasını, sevmesini sağlamak. Çünkü iş dünyasında şunu çok görüyoruz: İyi eğitim almış, bir yerlere gelmiş birçok insan bir noktaya kilitlenebiliyor, çok savunmacı olabiliyor. Ben, eksik noktalara odaklanmadan güçlü yönlerinin üstüne gitsin istiyorum. Mesela grup oyunlarında iyi ama bireysel oyunlarda da iyi olması gerekir. Kayakta, teniste de iyi olmalı. Ben de onu sporda destekliyorum. Hem bireysel olarak “Ben yaparım!” desin, hem de takım içinde varlık gösterebilirsin. Bu anlamda da bakıyorum ne istediğini biliyor. Biraz daha çok soru sorarak, iştahlandırarak onu yönlendirmeye çalışıyorum. Anne olarak endişelerimizi çocuk üzerinde çözüyor olmamalıyız diye düşünüyorum. Baskıcı olmamalıyız. Başarısıyla da başarısızlığıyla da o benim oğlum.

Erkeklerle kadınlar arasında büyük farklılıklar var. Evde ve evliliğinde bu farklılıkları nasıl yönetiyorsun?


Kadınların birçok şapkası var. Erkeklerle kadınlar çok farklılar. Ben mesela evde kitap okurken kapı çalınsa, Sarp seslense, Murat yerinden kalksa, yere bir şey düşse farkına varıyorum. Yani etrafta ne olsa fark ediyorum, algılarım açık. Ama kocam evlendiğim dönemde de öyleydi, hâlâ da öyle: Kitap okuyorsa kitap okuyor adam, ne telefon çalındığını duyuyor, ne benim ya da oğlanın geldiğini! Eskiden diyordum ki, ne kaba adam, benim ne geldiğimi ne dediğimi duyuyor! Bir kere bunu kabul etmek gerek: Etrafını değiştiremezsin. Erkekler böyle. Tek proses adamı. O nedenle Murat’tan çok fazla şey istemiyorum. Sarp spora gidecekse ya da dersi varsa onunla ilgilenmesi gibi tek bir şey istiyorum, onu da iyi yapacağını biliyorum. Sarp’a da sorumluluk veriyorum. “Şunu sen yap Sarp’çığım, yapamazsan anneanneden destek al” diyorum. Annemi de örgütlüyorum.

Turkcell’de eşit sayıda kadın ve erkek personel çalışıyor ama kadınların yoğun olduğu bölüm senin bulunduğun departmanlar sanırım. Doğru mu? Kaçı anne? Mobil çağını anneler lehine nasıl kullanıyorsun?

Doğru. Pazarlama ve satışa baktığımız zaman, 326 civarında kadın ve 96 civarında anne çalışan var. Benim ekibimde direktörlerden Sinem’in mesela iki buçuk yaşında bir oğlu var. Oğlunun boğazındaki eti aldırdı, komplikasyon oluştu. Sinem’e “Bırak her şeyi, çocuğunun yanında ol. O çocuğun sana ihtiyacı var” dedim. Aynen dediğin gibi, çağımız mobil çağı, teknolojiyi iyi kullanmak gerek. Sorumluluğu bilen insan zaten işini her yerden halleder. O nedenle kadınları yüreklendirmek, korumak önemli iş dünyasının içinde. Rakamlara baktığımızda, üniversite popülasyonunun yarısı kadın ve okuyan kadınlar çok başarılı, ama iş dünyasına dönüşüm çok az. Oysa okuyan kadın hem iş dünyasına ivme kazandırıyor hem de çok başarılı oluyor. Bu kadın, anne, geleceğin neslini de yetiştiriyor.

“İş dünyasında kadına pozitif ayrımcılık yapmak gerekiyor”

37 milyon kadının içinde sadece 7 milyon kadının çalışması gerçekten çarpıcı.

Aynen öyle, iş ortamında bir rol, bir erkek ve bir kadın var. İkisi de ayni rolü üstlenecekse burada kadına pozitif ayrımcılık yapmak gerekir diye düşünüyorum. İlla kadın oranımızı artıralım anlamında değil, doğru fırsatı kadına vermek lazım anlamında.

Türkiye’nin gündemindeki işsizlik ve istihdam en son Liderlik Zirvesi’nde de tartışılmıştı… Senin Turkcell ve Peryön olarak bundan sonrası için adreslediğin hedefler nasıl?

İşin birkaç ayağı var. Önce kızlarımızın iyi eğitim alması şart. Doğu ve güneydoğuya baktığımızda halen kızların yüzde 47’sinin 15 yaş altında evlendirildiğini görüyoruz. Kızlarımızı eğitelim ki doğru yaşta evlenmeleri gerektiğini bilsinler. O nedenle okumaları eğitilmeleri şart. İkinci çalışmamız için de tüm bunlara bağlı. Birçok kadın, el emeği göz nuru, evinde çabalıyor. Bu kadınları ekonomiye nasıl katabiliriz, bununla ilgili ciddi bir çalışmamız var. Bu anlamda kadınların teknolojiyi nasıl kullanmaları gerekir, kendi web sitelerini nasıl kurabilirler ve buradan nasıl satış yapabilirler, mikro kredi ile nasıl besleriz ki kendi iş çarklarını döndürsünler?.. Üçüncü olarak da, profesyonel hayatta kadınlarımızın lider olarak yönetici rollere nasıl taşınması gerekli? Bunlar yol haritamız.

Selen Kocabaş’ın yenilendiği bir alan olmalı değil mi? Denizci aileden geliyorsun. Deniz, hayatına nasıl yansıyor? Bu yılki rotan nasıl?
Deniz, benim dinlendiğim, beynimi bir taraftan boşalttığım bir taraftan da yeniden yüklediğim tek yer. Ailemle, sevdiklerimle olmaktan keyif aldığım adres. Tekne hayatı, rüzgârı ve denizi hissettiğimiz daha mütevazı bir adres. Birkaç sene önce bir koydaydık, yan tarafa büyük bir tekne geldi. Meğer içinde bizim şirketten birileri varmış. Teknede ip atarız, ip bağlarız, bulaşık yıkarız. Neyse, yan taraftaki teknenin içinden biri “Ya şu kız bizim Selen Hanım’a ne çok benziyor, kardeşi mi acaba?” demiş. Velhasıl orası oyuncak evim gibi, orada mutluyum.

Şimdi Sarp 15 yaşında ama büyüyor. Birkaç yıl sonra sizden ayrılıp farklı bir dünyaya gideceği fikrine psikolojik ve duygusal olarak kendini hazırladın mı?

Evet, Sarp’ın farklı yolculuğuna kendimi hazırlamam gerek. Açıkçası o taraf beni biraz burkuyor şu an. Çünkü ben sevdim mi çok severim, tutkuları olan, bağlı biriyim. Ama kendimi hazırlamam gerektiğini biliyorum. Bu ana kadar düşünmedim ama yönetmem gerekecek.

Peki, Selen Kocabaş’ın bundan sonraki kariyer planı nedir?

Açıkçası uzun vadeli planlarım yok ama önüme baktığımda taşıdığım bir misyon var. Kurumsal işi aldım büyütüyorum. İki yılda katlamak gibi bir hedefim var. Bu beni çok heyecanlandırıyor, farklı alanlara yönlendiriyor.

İK politikaları bakımından, iş ile anneliği birlikte yürütenleri destekleme anlamında siz nasıl bir yönetim uyguluyorsunuz?

Yasal süreci mümkün olduğunca esnek yönetmeye çalışıyoruz. Doğum sürecini yaygın, süt iznini olabildiğince esnek tutuyoruz. İşe döndüğünde oryantasyonu, belli günler izinleri, iş yerinde süt odaları, çocuklara destek olabilecek yaklaşımlar mevcut. Bizim ‘fleksi’ dediğimiz, kendimize göre yönlendirdiğimiz bir sistem var. ‘Hap’ dediğimiz anneliğe hazırlık ve geliştirme eğitim programları sunuyoruz.

 

Son Düzenlenme Pazartesi, 02 Aralık 2013 11:11

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :