Perşembe, 03 May 2012 03:00

Savaşmak istiyor musunuz istemiyor musunuz?

Yazan Ece Koçal
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Gemini’nin başkan yardımcısı Itır Aykut, iki çocuk annesi ve yılın yarısı evden uzakta oluyor. Anlattıkları yoğun çalışan anneler için yol gösterici nitelikte.

ECE KOÇAL 

Ortaokulu İzmir’de, liseyi İtalya’da, üniversiteyi İstanbul’da (Boğaziçi’nde İşletme) okudum. Birmingham Üniversitesi’nde Uluslararası Ekonomi master’ı yaptım. 1993’ten beri iş hayatının içindeyim. Üç yıl Alcatel’de Halkla İlişkiler ve Kurumsal İletişim departmanında çalıştım. Sonrasında Unilever’de beş buçuk yıl Pazarlama bölümünde çalıştım. Ardından bebek arası verdim ve ilk kızımı ABD’de dünyaya getirdim. Kızım dokuz aylıkken Turkcell’de çalışmaya başladım. Üç yıl orada çalıştım.

33 yaşındayken, ‘Artık ne yapmalıyım’ diye düşünmeye başladım. Gemini, 1988’de eşimin kurmuş olduğu bir turizm şirketiydi. Hazır kurulu bir aile şirketi varken, ‘Burada farklı yönlere gidebilirim’ diyerek Gemini’ye ortak oldum. İki tane markamız var. Gemini Travel’da yurtdışından turist getiriyoruz; İstanbul’dan başlayarak Türkiye’yi turluyorlar. Bunlar, yedi veya 14 günlük özel kültür turları oluyor. Bizim turistlerimiz deniz-güneş için gelmiyorlar. En büyük pazarımız Japonya; daha sonra ABD, Malezya, Singapur, Avrupa ve Güney Amerika. Diğer markamız ise Gemini MICE (Meetings, Incentives, Conferences, Events). Burada da kurumsal müşterilerimize hizmet veriyoruz. Kongreler düzenliyoruz vs. Havalanından karşılanmalarından dönüşlerine kadar her şeyleriyle ilgileniyoruz. Ekibimizde 43 kişiyiz ve bulunduğumuz her pazarda ilk üçün içindeyiz.

Yılda 52 haftanın 20’sinde yurtdışındayım. Örneğin haftaya beş gün yokum. Bizimkisi güven işi, birebir gidip görüşmeler yapmam gerekiyor. Buraya 800 kişi getirecek bir firma, sadece web sitesini gördüğü kişiye güvenemez. Eşim (Ahmet Aykut) Japonya kısmıyla ilgileniyor, ben de Japonya dışındaki her yerle.

Karı koca aynı şirkette çalışmak kolay değildir. Ama biz aynı şirkette birbirimizi pek görmüyoruz. Çünkü eşimle birlikte seyahat etmiyoruz. İnsanlar ‘Beraber çalışmak zor değil mi?’ diye soruyorlar ama biz birbirimizi görmüyoruz bile. Şimdi ben şirketteyim, o yok. Mutlaka birimiz burada oluyoruz.

Çocukların bakımı konusunda annelerimizden çok destek alıyoruz. Kızların biri 10, diğeri 3 buçuk yaşında. Her iki anne de çok severek ve isteyerek çocuklara bakmaya gönüllü oldular. Böylece gönlümüz çok rahat. Aksi takdirde Türkiye’deki çalışma sistemi çocuk doğurmaya hiç uygun değil.

Gençken, çocuklarımı evde bıraktığım için kendimi suçlu hissetmeme gerek yok diye düşünüyordum. Bu benim işim, kariyer yapacağım, onlara öyle faydalı olacağım diyordum. Ama yaşım ilerledikçe onlara daha çok zaman ayırmak istediğimi fark ettim. Bu yüzden artık ev ile işi dengelemek gerektiğini düşünüyorum. İşteki stresi çocuklarınıza yansıtmıyorsanız, sorun yok. Ama bunu başarmak hiç kolay değil. Hatta genç yaşlarda daha da zor. Ki ben çocuk doğurmak için 30 yaşına kadar bekledim.

Genç yaşta, önceliğiniz iş olabiliyor. Sonra ‘Niye böyle yaptım?’ diye üzülüyorsunuz. Benim eşim çok yardımcıdır ama ne olursa olsun erkekler bu kadar ikilem yaşamıyor. Kadına ne kadar yük verirsen, o kadar taşır. Bu nedenle depresyona girenler oluyor. Hayattaki en değerli yatırımınız çocuklar; kariyer bir anda yok olabiliyor.

Hiçbirimiz çocuk yetiştirmek konusunda hatasız değiliz. Ama çocukların tek istedikleri kaliteli sevgi ve ilgi. Tabii disipline de ihtiyaçları var. Buna dikkat etmeye çalışıyorum. Her dediklerini yapmıyorum. Bizim çocuklarımızın hiç yokluk hikayeleri yok. Onlardan daha az şanslı olanları göstermek, ayaklarının yere basmasını sağlamak lazım. Çünkü sokağa çıktıkları anda hiç öyle korunaklı olmayan bir dünyayla karşılaşıyorlar. Aynı zamanda her zaman koşulsuz sevildiklerini bilmeleri gerek. Bir de her şeyden önce iyi bir eğitim almaları gerek. Ben onlara ‘Sizden tek beklentim yemeğinizi yiyin ve derslerinizde başarılı olun’ diyorum. Yemek konusuna gereğinden fazla takılıyorum sanırım.

Bir diğer işimiz olan Beyoğlu’ndaki Tokya Restaurant’ı 2000 yılında açtık. O sırada ben Unilever’deydim. Eşim bir süre Japonya’da yaşamış, zaten Japonlarla çalışıyordu. Biz de Japon yemeklerini çok seviyorduk. O zamanlar Türkiye’de dört tane Japon restoranı vardı. Fakat hepsi ya çok pahalıydı ya da ağırlıklı olarak sushi yapıyorlardı. Biz bunun ekslikliğini hissettik ve bu işe girdik. Her ay 2 bin 500-3 bin kişi Tokyo Restaurant’ta yemek yiyor. Müşteri kitlesi ağırlıklı olarak Japonlar. Buradan iyi bir Japon restoranı olduğu sonucunu çıkarabilirsiniz. Fiyatları da olması gerektiğinden çok daha ucuz. Tüm malzemeler yurtdışından geliyor, aşçılar yabancı... Astarı yüzünden pahalı bir iş aslında. Börekçi açsaydık daha çok kar edebilirdik. Tokya Restaurant’ı artık oturttuk, işletme müdürümüz var, ama mutlaka haftada iki gün gidiyoruz. Aşıçıların kıyafetinden menüdeki değişimlere kadar her şeyiyle biz ilgileniyoruz.

Yaşım ilerledikçe daha çok sosyal sorumluluk projesinde çalışmaya başladım. DEİK’te (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Güney Amerika Yürütme Kurulu’ndayım. Güney Amerika’yla ilişkilerin geliştirilmesine yönelik aktivitelerimiz var. Mutfak Dostları Derneği’nin yönetim kurulundayım. Üç yıldır Kagider’de (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) gönüllü çalışıyorum. Turkcell’de çalışırken bir mentorluk projesinde yer almıştım. Erzincan’da yaşayan bir kızımıza destek olmuştum. 10 çocuklu bir ailede tek okuyan kız. Şimdi kimya öğretmeni oldu. Üniversite bitiren şehirli kadın için bu anlamda zorluklar yok tabii... Bir şeyi yapmak istiyorlarsa, önlerindeki engel kendileri. İş hayatında erkeklerle savaşmak istiyor musunuz istemiyor musunuz? Bu konuda kadınların kendilerini çok zorlamadıklarını görüyorum. Sonuçta hala, eve ekmek getiren kişinin erkek olması gerektiği düşünülüyor. Bir de üst düzeyde yadsınamaz bir erkek dünyası hakim. Bunun yanı sıra kadınları, tehdit olarak gören çok sayıda erkek var.

Ben, erkeklerin hakim olduğu iş dünyasında varolabileceğime inandım. Lider ruhluyum. O yüzden de 20 yıldır iş hayatının içindeyim. Çalışmaya maddi anlamda hiç ihtiyacım olmadı. Tek çocuktum, bu nedenle hep kendi kendime koyduğum hedefler oldu. Örneğin erkekler kadar güçlü olmalıyım dedim. Halbuki kadınlar, erkeklerden daha güçlüdür. Bunu teşvik eden bir aile ortamından da geldim. Üsküplüyüz ve ana erkil bir toplumuz. Bizde pısırık, mızmızlanan kadın yoktur. Kızlarıma da hep kendi ayaklarının üzerinde durup, kendi seçimlerini yapmaları gerektiğini söylüyorum. Ben ancak yol gösterebilirim.

Pratik biriyim; hemen harekete geçerim, fazla düşünmem. Bunun iyi veya kötü tarafları vardır. Bir işin artı tarafları ağır basmaya başladığı anda karar veririm. Çok şükür kararlarımın çoğunda yanılmadım. Zaten hatalar da tecrübedir.

Tatlı-sert bir yöneticiyim. Sabırlıyımdır, dinlerim. Ama kızdığımda gerçekten kızarım. Çok net biriyim. Seneler içinde politik olmayı da öğrendim. Kendi şirketimiz olduğu için sevdiğim insanlarla çalışma lüksüm var. Ama aile şirketlerinde en büyük sorun, belli bir sistem olmaması. Sistem olursa, o iş, insanlardan bağımsız olarak devam eder. Bu nedenle biraz da kurumsal olmaya çalışan bir yöneticiyim. Çalışanlarıma tam yetki veririm ama hata yaparsa o sorumluluğu alırım. Hep derim, ‘Başarınız hepimizin başarısı, başarızlığınız benim başarızlığım’. Çünkü hesabını bern vermek durumundayım. Basit hataları kabul edemem, gerçekten öngörülemez hatalar kabulüm.

 

Son Düzenlenme Çarşamba, 03 Nisan 2013 11:49

WM bloglar

  • AylinAtasagun
    Aylin Atasağun
  • baharbuketsuren
    Bahar Buket Süren
  • baharkarakaya
    Bahar Karakaya
  • cagilsalman
    Çağıl Salman
  • cerenimnoktakom
    Cerenimnoktakom
  • esreatesakin
    Esra Ateş Akın
  • esraertugrul
    Esra Ertuğrul
  • FigenGeri
    Figen Geri
  • melisademirel
    Melisa Demirel
  • mugekoklu
    Müge Köklü
  • muzeyyenkilic
    Müzeyyen Kuvanlıklı
  • nurayazeri
    Nuray Azeri
  • ozlemyersentemana
    Özlem Yerşen Temana
  • seyrasun
    Seyra Sun
  • sinemparkan
    Sinem Parkan
  • tubacetinalpa
    Tuba Çetin Alpa
  • zeynepaskin
    Zeynep Aşkın
  • Başarılı bir insan mısınız?

    Bu başlığı okuyunca ilk akla gelen kariyeriniz oldu değil mi? Başarı kelimesi günlük yaşantımızda o kadar iş yaşantısına ya da okul hayatına endekslenmiş ki, hemen…

    Devamını oku...

  • Yılın annesi yardım bekliyor

    Yılın annesi yardım bekliyor Aysel Doğan, Dünya Şizofreni Derneği’nin kurucusu.

    Devamını oku...

  • Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları...

    Anneler Günü'nün çağrıştırdıkları... Üst üste üç yıl hamilelik yaşayıp, hormonların istilasına uğradıktan sonra, hâlâ değişmemiş olabilir miyim?

    Devamını oku...

  • Şimdi yenilenme zamanı...

    Şimdi yenilenme zamanı... Evet, her ne kadar İstanbul bu kış çok soğuk ve yağışlı geçirmese de uzun ve çalkantılı bir dönemden sonra, sonunda bahar kendini gösterdi.

    Devamını oku...

VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

  • utangac cocuk 1
    Çocuğunuz utangaç mı?
  • ofis hamile egzersiz
    Hamilelikte ofis egzersizleri
  • cinsellik
    Anne, seks nedir?
  • renkler-crop
    Her rengin bir anlamı var
  • bebeklerdudakokuyorkapak
    Bebeğe hoş geldin hediyeleri
  • kadin 1
    İlişkide kadın ve erkek ne ister?
  • uyku zeka
    Geç uyuyanların IQ'su yüksek!
  • pismanlik
    Kadınların sekse dair pişmanlıkları...
  • uyku duzeni
    Kilo vermek için uyuyun
  • burclara gore ev tercihleri
    2014 burç yorumları

Abonelik İçin Hemen Başvurun

wmm footerbg 01.2012

E-Bülten Kayıt :